Konu Anlatımı
Bu Konuda Neler Öğreneceğiz?
Bir sınıfta öğretmen, bir öğrencinin yaptığı işe neden o kadar çalıştığını merak eder. İyi not istediğini söyleyebilir; ama aynı çabayı harcadığı hâlde başka bir öğrenci hiç çalışmaz. Bazen iki öğrenci de aynı övgüyü alır, ama biri daha çok çalışır. Peki ödül ile çaba arasındaki bağ her zaman aynı mıdır? İşte psikoloji adımlar adım bu soruyu sorar: insanın davranışı gözlenebilir ve ölçülebilir midir, ölçülebiliyorsa nasıl ölçülür? Davranışın arkasında bir sonuç, bir tekrar ve bir alışkanlık zinciri var mıdır?
İkinci yön toplumdur. Tek başına duran bir çocuğun saat kaçta yattığını, hangi dili konuştuğunu, bir kavramı niçin "yanlış" saydığını açıklayan psikoloji tek başına yetmez; çünkü bu çocuk çevresini taklit ederek, kuralları dinleyerek, korku ve övgü karşısında şekillenerek büyür. Sosyoloji toplumun bu çocuğu nasıl kurduğunu sorar: para, dil, ahlak, aile, eğitim ve iş hayatı birer kural kümesi midir, birer rastlantı mıdır? Bu konuda iki alanı yan yana okuyacağız; birbirini tamamlayan iki merceği bir arada kullanmayı deneyeceğiz.
Ön Bilgi: İki Mercek, İki Ölçüt
Psikoloji bölümünde davranış ve biliş başlıkları işlenir. "Davranış" burada görülebilir, sayılabilir, karşılaştırılabilir olanı anlatır; bir öğrencinin defter açıp açmadığı ölçülebilir, ama "merak edip etmediği" doğrudan ölçülemez. Ölçülemeyen bir durumu da dışarıda bırakmayan yaklaşımlar, gözlenebilir göstergeler arar; buna "davranışçılık" adı verilir. Sözcük–nesne ilişkisi üzerine kurulu öğrenme kuramları da bu düşünceden beslenir: çocuk bir nesnenin adını, adıyla birlikte verilen örneklerden öğrenir.
Sosyoloji bölümünde toplumsal yapı ve kültür başlıkları işlenir. "Sosyal olgu" kavramı, durumun bireyden bağımsız ve bireyi etkileyen bir şey olduğunu söyler: bir maaş günü, bir bayram, bir okul kuralı, hepsi bireyden önce vardır. Durkheim bu düzeni "bireyi aşan bir gerçeklik" olarak kurmuş; Marx ise üretim ile yaşam arasındaki kopukluğu yabancılaşma adıyla ele almıştır. Kültürün farklı topluluklarda farklı anlam taşımasını inceleyen kültürel çalışma da aynı başlığın parçasıdır. Freud ise kişilik ve toplum ilişkisinde bilinçdışı çatışmaların rolünü gündeme getirir; o bakış açısı da bu konunun sınırına girer.
Temel Kurallar
Davranışçılık ölçülebilir olanı konu alır. Bir davranışın nedenini anlamak için önce davranışın kendisi gözlenebilir hâle getirilir: kaç kez yapıldı, hangi koşulda yapıldı, hangi sonuçtan sonra yapıldı. Bu yaklaşımın gücü, herkesin üzerinde anlaşabileceği veriler üzerinde çalışmasıdır. Zayıf yanı, duygu ve düşünceyi doğrudan ölçememesidir; bu yüzden psikoloji yalnız bu mercekle sınırlı kalmaz.
Pekiştirme, davranışın sonrasındaki sonuçla ilişkilidir. Bir davranıştan sonra gelen sonuç, o davranışın tekrarlanma sıklığını değiştirir. Sınav sonrası gelen övgü, sınıfa kaldırılan bir yasak ya da takdir edilen bir çalışma hep bu ilişkiyi kurar. "Destekleyici" sözcüğü boşluk doldurmaz; hangi sonucun hangi davranışı güçlendirdiği deneyle gösterilir.
Öğrenmenin yolları çoğaldıkça benlik de biçimlenir. Taklit yoluyla öğrenme, başkasının davranışını görüp kendi davranış hâline getirmedir; bir çocuğun konuşma biçimi, giyimi ve çalışma alışkanlığı bu yolla çevreden alınır. Öz-kavram ise kişinin kendisi hakkında taşıdığı genel yargıdır; "matematikte işe yaramam" diyen öğrencinin ders çalışmaması bu yargıyla açıklanır.
Tutum bir eğilim, davranış bir olaydır. "Yabancı dilleri sevmiyorum" bir tutumdur; o dile hiç bakmamak bir davranıştır. Aradaki fark, tutumu ölçülemeyen bir iç durum, davranışı gözlenebilir bir çıktı olmasında durur. Tutum değişimi ise yönün yanında gerekçeyi de değiştirmeyi gerektirir; yeni bilgi eski inancı çürüttüğünde tutum sessizce çöpe atılmaz.
Toplumsal düzen bireyi aşar. Sosyal olgu, sosyal yapı ve sosyal norm kavramları aynı aileyi gösterir: durum bireyden bağımsız vardır, kurumlar birbirine bağlıdır, kurallar üyelerden beklenir. Buna karşılık içselleştirme, kuralın yazılı olmaktan çıkıp kişinin kendi ölçütüne dönüşmesi; sosyal denetim ise kuralın dışarıdan da içeriden de desteklenmesi demektir.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
Aşağıdaki tablo, psikoloji ile sosyolojinin kavramlarını alanlarına ve ayırt edici ölçütlerine göre yerleştirir. Sınavda iki terim yan yana verildiğinde hangi sütuna bakacağınız doğru şıkkı belirler.
| Kavram | Hangi alana ait? | Ayırt edici ölçüt | Görünür örnek |
|---|
| Pekiştirme | Psikoloji | Davranıştan sonraki sonucun davranış sıklığını değiştirmesi | Övgüden sonra aynı tür çalışmanın artması |
| Öz-kavram | Psikoloji | Kişinin kendisi hakkında taşıdığı genel yargının davranışı yönlendirmesi | Yeteneğine ilişkin kendi kestirimine göre çalışması |
| Algı yanılsaması | Psikoloji | Dış nesnenin özneye bağlı olarak beklenenden farklı görünmesi | Aynı taşın değişik kişilerce farklı okunması |
| Sosyal olgu | Sosyoloji | Bireylerden bağımsız varlık ve dışarıdan dayatma gücü | Para biriminin herkese zorunlu biçimde benimsetilmesi |
| Anomi | Sosyoloji | Kuralların zayıflamasıyla ölçütün belirsizleşmesi | Sorumluluğun kime ait olduğunun bilinememesi |
| Gruba uyum biçimi (grup düşüncesi) | Sosyoloji | Gruba uyum için bağımsız yargının zayıflatılması | Toplantıda karşı görüşün artık dile getirilmemesi |
Adım Adım Çözüm
Adım 1 — Olayı iki ayrı soruya bölün. "Sınıfta kimse konuşmuyor" gibi bir gözlem tek başına yeterli değildir. Bu gözlemin psikoloji tarafında karşılığı, sosyoloji tarafında karşılığı farklıdır. Önce sorun: Kimse neyi söylememeyi seçiyor? Bu bir güdü ve güdülenme sorusudur. İkinci soru: Kimse konuşmamanın kendisinden mi çekiniyor, yoksa böyle bir ortak ölçüt mü var? Bu bir norm ve sosyal denetim sorusudur. İki soru birlikte sorulduğunda cevap da iki katmanlı olur.
Adım 2 — Kavramı tek tek eşleştirin. Sınıfta susulan bir durum karşısında içselleştirme söz konusuysa kural zaten kişinin kendi ölçütüdür; durumsan söz konusuysa çevre odayı ve çekingenliği belirliyor demektir. İçselleştirme kişide, durumsan ortamdadır. Bu ayrım yapılmadan yazılan cevap, hangi kavramın sorulduğunu gizler.
Adım 3 — Kural ile davranış arasındaki boşluğu ölçün. Bir atölyede eldiven kuralı duvara asılmıştır ama kimse kullanmıyordur. Burada kural vardır, uyum yoktur; yazılı kuralın kendisi sosyal denetim sayılmaz. Denetim ancak uyum gerçekleştiğinde vardır. Boşluğun adı anomidir; kuralın olmayıp yalnızca ölçütün belirsizleştiği durumlar da aynı sonucu verir.
Adım 4 — Sonucu kişinin mi ortamın mı belirlediğini yazın. Bir genç, kapıda bekleyen gruptan ayrılarak sınıfa girip ders çalışmaya başlıyorsa kararın kaynağı bireyin öz-kavramıdır. Aynı genç arkadaşlarının dalıp gitmesiyle sessizleşen bir sınıfta kaldığı yerde çalışmıyorsa kaynak ortamdır. Bu son adım, psikoloji ile sosyolojiyi tek cümlede birbirine bağlar ve yazılı cevabın son cümlesini oluşturur.
Sık Yapılan Hatalar
Bu konuda puan kaybı çoğu zaman kavramı hiç bilmemekten değil, kavramı taşıdığı işlevin yerine koymaktan gelir. Aşağıdaki hatalara dikkat edilmelidir.
- Tutumu davranışla aynı saymak: "Yabancı dili sevmemek" bir tutumdur; o dile hiç dokunmamak davranıştır. Tutum doğrudan gözlenemez, davranış gözlenebilir. İkisini aynı cümlede kullanmak ölçütü gizler.
- Bilişsel çelişkiyi bellek hatası sanmak: Bilişsel çelişki unutmayla değil, inanç ile davranışın farklı yönlerde gitmesiyle oluşur. Kişi eski inancını hatırlar ve yine ona göre davranmayabilir.
- Algı yanılsamasını organ hatası saymak: Yanılsama gözde değil, algıyı örgütleyen ölçütlerdedir. Bu yüzden aynı nesne kişiden kişiye farklı görünebilir; algı yanılsaması her zaman kişiye özgüdür.
- Sosyal olguyu bireysel isteğin sonucu sanmak: Sosyal olgu bireylerden bağımsız vardır ve dışarıdan dayatır. Herkesin üzerinde anlaştığı bir karar olması onu sosyal olgu olmaktan çıkarmaz.
- Anomiyi tek bir kural eksikliğine indirgemek: Anomi bir denetim açığı değil, düzenin bir bütün olarak çözülmesidir. Tek bir tedbirin gerekçesini anomi diye göstermek, kavramın ölçütünü atlamaktır.
- Yabancılaşmayı yalnızca üretimde görmek: Yabancılaşma, kişinin ürettiği sonuçla arasındaki bağın kopmasıdır. Bu bağ; bir kurumun kuralına uymak yerine yalnızca verilen işi yapmak biçiminde de görülebilir.
Özet
Psikoloji davranışın ölçülebilir tarafına, sosyoloji ise davranışı kuşatan toplumsal yapıya bakar; ikisi aynı olayı iki mercekten açıklar. Davranışçılık, davranışı gözlenebilir ve ölçülebilir kılarak inceler; davranışçı öğrenmede pekiştireç, tekrarın sıklığını belirler. Taklit yoluyla öğrenme davranışı çevreden alır, öz-kavram ise kişinin kendi kestirimini davranışı yönlendirmede kullanır. Algı yanılsaması algının özneye bağlı olduğunu gösterir; güdü ile içgüdü, bilinçli amaç ile uyarıcıya yönelmeyi ayırır. Tutum bir eğilim, davranış bir çıktıdır; tutum değişimi gerekçeyi de değiştirir. Sosyoloji tarafında sosyal olgu bireyden bağımsız vardır, sosyal norm ve sosyal denetim kuralların kurulmasını ve uygulanmasını sağlar, kolektif bilinç üyeleri birbirine bağlar. Anomi kural ile uyum arasındaki boşluğun, yabancılaşma ise emek ile üretilen sonuç arasındaki kopukluğun adıdır. Durumsan çevrenin, grup düşüncesi uyumun, içselleştirme ise kuralın kişiye geçmiş hâlinin adıdır. Kültürel çalışma, aynı davranışın topluluklar arasında farklı anlam taşımasını inceler.
Ders çıkışında şu yedi sorunun her birini kendi cümlenizle yanıtlayın ve yanıtınızın hangi kavama dayandığını yazın: (1) Bir davranışın nedenini araştırmak için ilk yapılması gereken nedir? (2) Bir davranıştan sonra ortaya çıkan sonuç neden önemlidir? (3) Bir öğrencinin kendini yeteneksiz sayması hangi kavrama bağlanır? (4) "Sevmiyorum" demek ile hiç çalışmamak arasındaki fark nedir? (5) Kural yazılıdır ama kimse uymuyorsa bu tablo nasıl adlandırılır? (6) Üretilen ile üreten arasındaki bağ kopduğunda hangi kavram devreye girer? (7) Aynı davranışın iki toplulukta farklı anlam taşıması hangi başlığı açar? Ardından sınıfınızda bir hafta boyunca sessiz kuralın nasıl kurulduğunu gözleyin; gördüğünüzü kural, uyum ve içselleştirme başlıklarıyla yazılı hâle getirin.
Ne Öğreneceğiz
Psikolojinin davranış ve biliş başlıklarını, sosyolojinin toplumsal yapı ve kültür başlıklarını tanıma; bu iki alanın kavramlarını somut olaylarla ayırt ederek bir davranışı ve bir toplumsal olayı doğru açıklama becerisi. Bu konuda ögrenme çıktıları:
- Davranışçılık ve davranışçı öğrenme yaklaşımının temel ölçütünü açıklar.
- Pekiştirme, taklit yoluyla öğrenme ve öz-kavram kavramlarını örnekle ilişkilendirir.
- Algı yanılsaması, güdü, içgüdü ve bilişsel çelişki kavramlarını birbirinden ayırır.
- Tutum ile tutum değişimini, benlik ile öz-kavramı karşılaştırıp farkını yazar.
- Sosyal olgu, sosyal yapı, sosyal norm ve kolektif bilinç kavramlarını tanımlar.
- Anomi, yabancılaşma, durumsan, sosyalleşme ve grup düşüncesi kavramlarıyla somut bir toplumsal olayı yorumlar ve gerekçesini yazılı hâle getirir.
Basit Örnek ve Günlük Yaşam
Günlük yaşamda ve mesleki bağlamda bir uygulama:
Soru: Bir öğretmen, düzenli çalışan öğrencinin çalışmasını sınıf önünde övüyor. Birkaç hafta sonra sınıfın çalışma sıklığı artıyor. Bu örnekte hangi kavram işler?
- Gözlenen olay, çalışmanın sıklığında bir artıştır.
- Sıklıktaki artış, davranıştan sonra gelen övgü ile ilişkilidir.
- İlişkiyi kuran şey övgünün kendisi değil, davranışın sonucuyla bağlanmasıdır.
Sonuç/cevap: Pekiştirme
İleri Örnek
Daha ileri bir uygulama:
Soru: Bir çalışan, gün boyunca ürettiği malın nasıl kullanıldığını bilmediğini söylüyor. Bu sözün dayandığı kavram hangisidir?
- Çalışan emeğini ortaya koyar, sonucunu göremez.
- Üreten ile üretilen arasındaki bağ kopmuştur.
- Bu kopukluğa Marx yabancılaşma adını vermiştir.
Sonuç/cevap: Yabancılaşma
Kendini Dene
Soru: Bir okulda öğrenciler sınav haftasında ders çalışmıyor. Öğretmen bu durumu önce "kimi?" diye sorup kendi öz-kavramına, sonra "burada neden?"
Örnek cevap: Puanlama anahtarı: Öğrencinin ders çalışmamasının kendi kestirimine bağlandığı, bunun öz-kavram kavramıyla açıklandığı yazılır (4 puan). Davranışın gözlenebilir olduğu, ders çalışmama gibi bir çıktıyla ölçülebileceği belirtilir (3 puan). Sınıfın ortamının davranışı belirlediği, akran baskısı ve ortak alışkanlık üzerinden durumsan kavramının açıklandığı yazılır (4 puan). Anomi kavramının, çalışma kuralı olmasına rağmen uyumun sağlanmaması hâlinde devreye girdiği belirtilir (3 puan). Biri diğerinin yerine geçmeyecek biçimde iki açıklamanın birlikte yazıldığı gösterilir (3 puan). Her açıklamaya somut bir okul örneği bağlanır (3 puan). Toplam 20 puan.