Konu Anlatımı
Konunun Çerçevesi
Millî Mücadele, yalnızca cephelerde yürütülen bir savaş değildir. Aynı süreçte askerî hazırlıklar, devletler arası ilişkileri düzenleyen diplomatik girişimler ve uluslararası belgeler birlikte ilerlemiştir. Bu konuda muharebeler ile diplomatik zaferler birlikte ele alınacaktır. Cephede kazanılan bir zafer ancak onu bir antlaşma, ateşkes ya da muaheze ile uluslararası alanda güvence altına aldığımızda kalıcı hâle gelir. Başlıca Muharebeler ile diplomatik kazanımların birlikte okunduğu bu bütün, İstiklâl Savaşı tarihinin temel çerçevesidir.
Ön Bilgi: Üç Cephe ve Komutanlar
Savaşın başında Türk kuvvetleri üç cephede mücadele etmiştir. Batı Cephesi, düşmanın İngiliz ve Yunan kuvvetleriyle İzmit'ten Afyonkarahisar'a kadar uzanan hattır; burada Türk ordusunun komutanı İsmet İnönü'dür. Doğu Cephesi Ermenistan sınırı boyunca kurulmuştur ve sırasıyla Kazım Karabekir ile Ali Fuat Cebesoy gibi yüksek rütbeli komutanlarca yönetilmiştir. Güney Cephesi ise Hatay ve çevresinde Fransız kuvvetlerine karşı kurulmuştur. Cephe ayrımının amacı, düşmanı aynı anda ve aynı cephede karşılamak yerine onu bölerek zayıflatmaktır.
Savunmadan Taarruza: Düşüncenin Dönüşümü
Savaşın ilk yarısında Türk ordusu savunma savaşı anlayışını uygulamıştır. Düşmanın taarruzlarını karşılayıp geri çekilmek, sayıca üstün kuvvet karşısında kayıp vermeyi azaltmıştır. Ancak Sakarya Zaferi'nden sonra anlayış değişmiş; artık düşmanın değil kendi hareketimizin belirleyici olması gerektiği kabul edilmiştir. Taarruz savaşında üç ilke öne çıkar: yandan siper kurmak (örtü), düşman ateşini karşılayan yeni birliklerle ilerlemek (ardıl) ve düşmanı süvari ile sürekli bombardımanla takip edip siperlerden temizlemek (ileri harekât). Bu düşünce, ordumuzun 1922 baharında Büyük Taarruz'a giden yolunu hazırlamıştır.
Başlıca Muharebeler
Doğu Cephesi'nde Kayseri Muharebesi (Haziran–Temmuz 1921), Sakarya Zaferi'nden sonra Anadolu'ya yönelen en büyük Yunan saldırısının püskürtülmesiyle sonuçlanmıştır. Batı Cephesi'ndeki İnönü Muharebeleri üç aşamada yürümüştür: Temmuz 1921'deki ilk mücadelede Yunan ordusu üstünlük kurmuş, Eylül 1921'deki İkinci İnönü'de Türk ordusu karşı hücuma geçerek zafer kazanmış, 1922 ilkbaharında ise Yunan ordusu yeniden üstün konuma geçmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi ise dönüşümün zirvesidir: Türk ordusu düşmanla açık arazide yaptığı bu büyük mücadeleyi kazanmış, düşman geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu sonuç, askerî zaferlerin diplomatik sürece nasıl yansıyacağının da göstergesidir.
Büyük Taarruz ve Zaferin Sonuçları
Taarruz hazırlığı tamamlanınca Mustafa Kemal Atatürk, üç orduya birden Başkomutanlık görevini üstlenmiştir. 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ile ordu doğu yönünde ilerlemeye başlamış; 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar ve Afyonkarahisar alınmış, bu tarih zafer bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır. Taarruzun ardından 9 Eylül 1922'de İzmir kurtarılmış, Anadolu'daki Yunan işgaline son verilmiştir. Böylece askerî zafer, diplomatik görüşmelerin seyrini lehimize çevirecek temeli atmıştır.
Diplomasi Cephesi: Londra'dan Doğu Sınırına
Savaş sürerken diplomatik alanda da önemli adımlar atılmıştır. İngilizlerin İstanbul'u işgal etmesi üzerine açılan Londra Konferansı sonuçsuz kapanmış, bu konferansın ardından Salt Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmada İstanbul'un kuzey-batısının boşaltılması karşılığında sömürgelerden vazgeçilmesi kabul edilmiştir. Ayrıca Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında bir dostluk ve iş birliği antlaşması imzalanmış, Doğu Cephesi'nde Ağrı Dağları bölgesinde büyük zaferler elde edilmiş ve sınırlarımız Gümrü ile Gümrü-Batum yönünde güvenceye alınmıştır. İtalyan kuvvetleriyle yapılan Sevksiz ve Demirtaş Mutarekatı da cephelerdeki çatışmayı durdurmuştur.
Mudanya Ateşkesi
Askerî zaferin ardından Mudanya Ateşkesi görüşmeleri başlamıştır. Görüşmelerde Türkiye heyetinin başdelegesi İsmet İnönü'dür; heyette Ali Fuat Cebesoy ve Hasan Saka da görev almıştır. Savaş sonrasında yönetilecek bölgelerden gelen temsilciler, mütareke halkı olarak anılan halklar adına görüşmelere katılmıştır. Mütareke, yalnız cepheleri değil sivil halkın ve bölge halkının çekilmesini de düzenleyen daha geniş bir ateşkes biçimidir. İmza tarihi 24 Ekim 1922'dir. Mudanya ateşkes, görüşmelerin Türkiye lehine yürütülmesinde belirleyici olmuştur.
Lozan Konferansı ve Lozan Antlaşması
Barış görüşmeleri Lozan Konferansı adıyla İsviçre'nin Lozan kasabasında yürütülmüştür. Türkiye'yi heyet başdelege olarak İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı olarak Fevzi Çakmak temsil etmiştir. Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalanmış, 12 Kasım 1923'te onaylanmış ve 100 yıl süreyle geçerli olacak şekilde düzenlenmiştir. Bu antlaşma ile kapitülasyonlar kaldırılmış, İstanbul ve İskenderun'un yönetimi ülkemize bırakılmıştır. Lozan'dan sonra çözümü 1939 yılında tamamlanan Hatay meselesi de Türkiye topraklarına katılmıştır. Böylece cephede kazanılan askerî zafer, diplomatik bir belgeyle taçlandırılmıştır.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
| Belge | Ölçek | Örnek |
|---|
| Ateşkes | Kısa süreli olup çatışmaların geçici olarak durmasını sağlar | Kısa süreli ateşkes anlaşmaları |
| Mütareke | Ateşkesin sivil halkın çekilmesini de kapsayan geniş biçimi | Mudanya Ateşkesi |
| Muaheze | Tarafların karşılıklı kabul ettiği kısa ve geçici kararlar | Mondros Muahezesi |
| Antlaşma | Uzun süreli, ayrıntılı ve bağlayıcı uluslararası sözleşme | Lozan Antlaşması |
Sık Yapılan Hatalar
Birçok öğrenci Mudanya Ateşkesi'ni antlaşma sanır. Oysa Mudanya bir ateşkes, Lozan ise bağlayıcı bir antlaşmadır. İkinci sık hata, Güney Cephesi'nin Yunanlılara karşı açıldığı düşüncesidir; bu cephe Fransızlara karşı kurulmuştur. Üçüncü hata, Büyük Taarruz'un Doğu Cephesi'nde başladığı zannıdır; taarruz Batı Cephesi'nden doğuya doğru yürütülmüştür.
Sınav Odaklı Ek Not
Yıl sorularında önce olayın tarihini, sonra yerini, en son kişiyi eşleştirin. Ateşkes ile antlaşmayı karşılaştıran sorularda belge ölçeğini esas alın. Karşılaştırmalı sorularda askerî sonuç ile diplomatik sonuç ayrı ayrı sorulabilir; bu nedenle zafer kazanıldı ve zafer tescil edildi ifadeleri birbirinden farklıdır. Antlaşma sorularında taraf, konu ve sonuç üçlüsünü kontrol etmek en hızlı çözüm yöntemidir.
Özet ve Kendini Dene
Bu konunun özeti şudur: Türk ordusu önce savunma savaşı anlayışıyla düşmanı yıpratmış, ardından taarruz savaşına geçerek Büyük Taarruz ile Anadolu'yu kurtarmıştır. Askerî başarının yanında Salt Antlaşması, Mudanya Ateşkesi ve Lozan Antlaşması gibi belgeler kazanılan zaferi kalıcı hâle getirmiştir. Kendin denerken şu noktaları doğrulayabilmelisin: her savaşın hangi yıl, hangi cephede ve hangi komutanla yürüdüğünü; her belgenin ne ölçekte olduğunu; ve nihayet bir zaferin ancak uluslararası bir belgeyle güvence altına alındığında diplomatik zafer sayıldığını açıklayabilmelisin.
Ne Öğreneceğiz
Muharebeler ve diplomatik başarılar, temel kavramlar ve sınav soru tipleri. Bu konuda ögrenme çıktıları:
- İstiklâl Savaşı'nda kurulan cepheleri ve her cephedeki düşman devletleri karşılaştırır.
- Savunma savaşı anlayışından taarruz savaşına geçişin nedenlerini açıklar.
- Kayseri, İnönü ve Sakarya muharebelerinin sonuçlarını yorumlar.
- Büyük Taarruz'un hazırlığını, başlangıcını ve sonuçlarını tarihleriyle sıralar.
- Salt Antlaşması, Sevksiz ve Demirtaş Mutarekatı, Mudanya Ateşkesi ve Lozan Antlaşması'nı kavramsal olarak ayırt eder.
- Askerî zafer ile diplomatik zafer arasındaki ilişkiyi yorumlar.
Basit Örnek ve Günlük Yaşam
Günlük yaşamda ve mesleki bağlamda bir uygulama:
Soru: 26 Ağustos 1922'de başlayan ve Anadolu'daki Yunan kuvvetlerini yenilgiye uğratan geniş taarruzun adı nedir?
- Adım 1: Verilen tarihin 1922 yılına ait olduğunu belirle.
- Adım 2: 1922 yılında Batı Cephesi'nden doğuya doğru yürütülen taarruzu hatırla.
- Adım 3: Bu taarruzun Büyük Taarruz olduğunu ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak da anıldığını yaz.
Sonuç/cevap: Büyük Taarruz (Başkomutanlık Meydan Muharebesi)
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Taarruzun Adını Bulma konusunun adımları:
- Adım 1: Verilen tarihin 1922 yılına ait olduğunu belirle.
- Adım 2: 1922 yılında Batı Cephesi'nden doğuya doğru yürütülen taarruzu hatırla.
- Adım 3: Bu taarruzun Büyük Taarruz olduğunu ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak da anıldığını yaz.