Konu Anlatımı
Ne Öğreneceğiz?
Bu konuda II. Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin siyasetinde yaşanan gelişmeleri inceleyeceğiz. Savaş yıllarında ülke savaşa doğrudan katılmamış; buna karşılık iç siyasette, dış ilişkilerde ve ordu kurumlarında çok önemli değişimler yaşanmıştır. Yaşanan gelişmeler birbirine bağlıdır: dışarıda savaşın seyri, içeride Cumhurbaşkanlığının el değiştirmesine, yeni bir vergi düzenine, zorunlu askerliğin geri gelmesine ve nihayet çok partili siyasal hayata geçişe yol açmıştır.
Önce savaşın genel seyrini, sonra Türkiye'nin bu yıllarda izlediği siyasal çizgiyi öğreneceğiz. Tarafsız kalma, taraf tutmama ve savaş ilan etme ifadelerinin her birinin ne anlama geldiğini ayırt etmek, bu konudaki soruların çoğunu çözer.
Ön Bilgi: Savaşın Gidişi ve Başlangıç Konumu
II. Dünya Savaşı, Almanya'nın Polonya'yı saldırmasıyla 1 Eylül 1939'da başlamış, Avrupa'da 8 Mayıs 1945'te sona ermiştir. Savaş başladığında Türkiye'de Cumhurbaşkanı Celal Bayar'dır. Bayar 22 Mayıs 1938'de bu göreve gelmiş, 30 Nisan 1940 tarihinde görevini bırakmıştır. Yerine seçilen İsmet İnönü, 22 Mayıs 1950'ye kadar Cumhurbaşkanlığı yürütmüştür. Yani savaşın bütün yıllarında ülkeyi İsmet İnönü yönetmiştir.
Türkiye, savaşın ilk yıllarında İkinci Pani Savaşı adı verilen bölümde yer almıştır. Bu dönemde ülke, Birleşik Krallık, İrlanda ve İsviçre gibi devletlerle birlikte savaş dışında kalan devletler arasında sayılmıştır. Savaş dışında kalmak; savaşan taraflardan hiçbirine silah satmamak, ülke topraklarını çatışma alanına açmamak ve taraflar arasında yer almamak anlamına gelir.
1939: İtilaf Antlaşması ve Hatay Sorunu
Türkiye'nin 1939 yılındaki en önemli dış siyasal adımı, 19 Mayıs 1939 tarihli dostluk ve karşılıklı yardım antlaşmasıdır. Bu antlaşma Birleşik Krallık ve Fransa ile imzalanmıştır. Antlaşma, savaş çıkması hâlinde Türkiye'nin taraflara silah satmamasını ve savaş dışında kalmasını öngörür. Antlaşmanın imzalanması, İtalya ile siyasal ve askerî ilişkilerin gevşemesiyle birlikte yeni bir denge arayışına girildiğini gösterir.
Aynı yıl Hatay meselesi de sonuçlanmıştır. 29 Haziran 1939 tarihinde Hatay, Türkiye'nin sınırlarına dâhil edilmiştir. Böylece güney sınırımızda uzun yıllardan beri süregelen toprak sorunu çözülmüş, İtalya'nın bu bölgedeki iddiası sona ermiştir. Hatay'ın katılması hem İtalya hem Fransa ile ilişkilerde ülkenin elini güçlendirmiştir.
18 Haziran 1941: Savaş Dışında Kalma Kararının İlanı
22 Haziran 1941'de Almanya, Sovyetler Birliği'ne saldırmıştır. Almanya'nın müttefiki olan İtalya'nın da aynı günlerde bu savaşa girdiğini öğrenen Türkiye harekete geçmiştir. 18 Haziran 1941 tarihinde Sovyetler Birliği'ne karşı savaş açan Almanya'nın safında yer almayacağını, ülkenin bu savaşa katılmayacağını açıklayan karar alınmıştır.
Bu açıklamayla birlikte Türkiye'nin savaşta yer almayacağı resmî biçimde kesinleşmiştir. Böylece ülke, bir yandan askerî zorlamalar, öte yandan ekonomik kaygılar arasında denge kurmaya çalışmıştır. Türkiye'ye savaşan devletlerden silah ve techizat alınmış, ancak bu alışverişler savaşa fiilî katılım sayılmamıştır.
1942-1943: Savaşın Gölgesinde İç Siyaset
Savaş aylar içinde derinleşirken ülkede iç siyaset de hızlanmıştır. En belirgin gelişme Cumhurbaşkanlığının değişmesidir: Celal Bayar'ın görevinden ayrılmasıyla İsmet İnönü bu makama geçmiş, böylece dönemin siyasal çizgisi baştan çizilmiştir. İktidarın bu el değiştirmesi, İnönü döneminin siyasal karakterini belirlemiştir.
Ekonomik alanda savaşın maliyeti ağır basmıştır. 1942 yılında Varlık Vergisi adıyla özel bir vergi çıkarılmış, savaş giderlerini karşılayacak kaynak aranmıştır. Ordu kurumlarında da düzenleme yapılmış; 1935'te askerlikten muafiyet biçiminde yürürlükte olan düzen kaldırılmış ve zorunlu askerlik 1941 yılı sonunda yeniden yürürlüğe konmuştur.
Aynı yıllarda devletin borç yükü artmış, halkın gündelik hayatında savaş koşullarının izleri görülmeye başlamıştır. Siyasal alanda ise tek parti düzeni sürmekteydi; çok partili hayata geçiş ancak savaşın son yıllarında gündeme gelmiştir.
| Başlık | Celal Bayar dönemi | İsmet İnönü dönemi |
|---|
| Görev dönemi | 22 Mayıs 1938 – 30 Nisan 1940 | 30 Nisan 1940 – 22 Mayıs 1950 |
| İç siyaset | Atatürk'ün ölümünden sonra iktidarın yeniden düzenlenmesi | Savaş boyunca korunan denge ve savaş dışı çizgi |
| Dış siyaset | Hatay'ın katılması, 1939 tarihli antlaşmayla denge arayışı | 1943'te savaş ilanı ve savaş sonunda kuruluşlara katılım |
23 Şubat 1943: Almanya ve Japonya'ya Karşı Savaş İlanı
7 Aralık 1941'de Pearl Harbor saldırısıyla ABD savaşa fiilen dâhil olmuş, 11 Aralık 1941'de de Almanya ve İtalya'ya karşı savaş ilan etmiştir. ABD'nin savaşa girmesi, Türkiye'nin siyasal denge hesaplarını temelinden değiştirmiştir.
Bunun üzerine meclis, 23 Şubat 1943 tarihinde Almanya ve Japonya'ya karşı savaş ilan etmiştir. Türkiye bu kararı kendi siyasal hedeflerinden vazgeçmeksizin vermiştir: savaş ülkenin iç siyasal düzenini ve rejimini değiştirmeyecek, bağımsızlık ile toprak bütünlüğü ilkeleri korunacaktır. Böylece Türkiye, uzun süredir izlediği savaş dışı çizgiden resmî olarak savaşan taraf konumuna geçmiştir.
Savaş ilanından sonra Türkiye'nin Irak ve Suriye sınırına birlik gönderdiği görülmüştür. Bu birlikler düşmanla doğrudan karşılaşmamış, ancak savaşın sonuna kadar sınır güvenliğinin sağlanmasında görev almıştır. Savaş yıllarında Türkiye ayrıca İngiliz, Amerikan ve Alman menşeli silah ve techizat temin etmiştir.
Savaşın Son Yılları: Dörtlü Takrir ve Çok Partili Hayata Geçiş
1943'ten itibaren savaşın sonu belli olmaya başlayınca ülkede siyasal hayat da açılmıştır. 17 Kasım 1944 tarihinde İnönü, iç rejimde çok partili hayata geçiş yolunda önemli adımların atılacağını bildirmiştir. Bu bildirim basında Dörtlü Takrir olarak anılmıştır.
Takririn ardından 7 Ocak 1945 tarihinde Fevzi Çakmak'ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası, savaş sırasında siyasal faaliyet gösteren ilk muhalefet partisi olmuştur. Kurulan grupların tümü meclis içinde çalışmış, iktidarı doğrudan ele geçirmek yerine devletin iç siyasetini denetlemeyi amaçlamıştır.
Savaşın bitimine yaklaşıldığında uluslararası kuruluşlara katılım gündeme gelmiştir. 25 Nisan – 26 Haziran 1945 tarihlerinde San Francisco'da toplanan konferansta Birleşmiş Milletler Anlaşması hazırlanmış, Türkiye kurucu üye olarak bu konferansa katılmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda İnönü'nun burada oyun yoktur ilkesini dile getiren konuşması, savaş sonrası dış siyasetimizin temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Savaş bittiğinde İnönü yeniden cumhurbaşkanı seçilmiş, böylece savaş döneminin siyasal dengesi yeni bir meclis dönemiyle sürmüştür.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Ne anlama gelir | Türkiye'deki karşılığı |
|---|
| Savaş dışında kalmak | Hiçbir tarafta yer almadan savaştan uzak durmak | 1939 ile 1943 arasındaki temel siyasal çizgi |
| İtilaf Antlaşması | Tarafların birbirine silah satmamasını öngören anlaşma | 19 Mayıs 1939 tarihli dostluk ve yardım antlaşması |
| Savaş ilanı | Bir devletin başka bir devlete karşı savaş kararını resmîleştirmesi | 23 Şubat 1943'te Almanya ve Japonya'ya karar |
| Çok partili hayat | Birden fazla siyasal partinin yarışabildiği düzen | 1944 bildirimi ve 1945'te kurulan parti |
| Kurucu üyelik | Kuruluş belgesine ilk imza koyan taraf olmak | Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'deki durumu |
Sık Yapılan Hatalar
- Türkiye'nin savaşın başından itibaren savaşan taraf olduğunu düşünmek: Türkiye 1943'e kadar savaş dışındaydı.
- Savaş ilan edilen devletlerin mutlaka İtilaf tarafı olduğunu sanmak: Türkiye, 1943'te Almanya ve Japonya'ya karşı savaş ilan etmiştir.
- Hatay'ın 1920'de katıldığını söylemek: Hatay, 29 Haziran 1939 tarihinde sınırlarımıza dâhil edilmiştir.
- Kurulan partilerin iktidar için kurulduğunu zannetmek: bu partiler meclis içinde çalışan muhalefet gruplarıdır.
- Birleşmiş Milletler'in kuruluş konferansının Lozan olduğunu düşünmek: Lozan bağımsızlık antlaşmasıdır, kuruluş konferansı San Francisco'da toplanmıştır.
Sınav Odaklı Çözüm Notu
Bu konudaki soruların büyük bölümü tarih sıralaması, kişi ve olay eşleştirmesi ile kavram ayrımı üzerine kurulur. Tarih sorularında önce olayın hangi yıla ait olduğunu belirleyin, sonra o yıla bağlı gelişmeleri sıralayın. Kişi eşleştirmesinde cumhurbaşkanı ile ordu başkanı karıştırılabilir: bu yıllarda İsmet İnönü Cumhurbaşkanı, Fevzi Çakmak ise Genelkurmay Başkanıdır. Savaş ilan etmek ile taraf tutmak farklı ifadelerdir; ilan etmek resmî bir karar vermektir, taraf tutmak ise daha geniş bir duruşu anlatır.
Özet ve Kendini Dene
Bu konunun ana ekseni şudur: savaşın doğrudan içinde olmayan Türkiye, siyasetini yine de savaşın gölgesinde yeniden düzenlemiştir. 1940'ta Cumhurbaşkanlığı İsmet İnönü'ye geçmiş, 1941'de savaşa katılmayacağı açıklanmış, 1942'de Varlık Vergisi çıkarılmış, 1943'te Almanya ve Japonya'ya karşı savaş ilan edilmiş, 1944 ve 1945'te çok partili hayata geçiş süreci başlatılmış ve Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olarak katılınmıştır. Kendinizi sınayın: bu adımları tarihleriyle birlikte sıralayabiliyorsanız konuyu tamamlamışsınız.
Basit Örnek ve Günlük Yaşam
Günlük yaşamda ve mesleki bağlamda bir uygulama:
Soru: Savaş yıllarında Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı kim olmuştur?
- Adım 1: Savaşın 1 Eylül 1939'da başladığını ve bu tarihte makamda Celal Bayar'ın bulunduğunu belirle.
- Adım 2: Bayar'ın 30 Nisan 1940'ta görevini bıraktığını hatırla.
- Adım 3: Yerine seçilen kişinin İsmet İnönü olduğunu ve görevi 22 Mayıs 1950'ye kadar sürdürdüğünü ekle.
Sonuç/cevap: Savaş yıllarında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmuştur.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Cumhurbaşkanı Eşleştirme konusunun adımları:
- Adım 1: Savaşın 1 Eylül 1939'da başladığını ve bu tarihte makamda Celal Bayar'ın bulunduğunu belirle.
- Adım 2: Bayar'ın 30 Nisan 1940'ta görevini bıraktığını hatırla.
- Adım 3: Yerine seçilen kişinin İsmet İnönü olduğunu ve görevi 22 Mayıs 1950'ye kadar sürdürdüğünü ekle.