Konu Anlatımı
Özgürlük ve Ahlaki Sorumluluk: Ne Öğreneceğiz?
Bu konuda özgürlük kavramının ahlak felsefesi içindeki yerini, determinizm ile özgür irade arasındaki tartışmayı ve bu tartışmanın ahlaki sorumluluk üzerindeki etkisini inceleyeceğiz. Üç kavram birbirine zincirlidir. Özgürlük, eylemin dışasal bir zorlama olmadan başlayıp başlamadığını gösterir; ahlaki sorumluluk ise eylemi başlatan kişinin kendisini bu eylemin sonucuna bağlayıp bağlamadığını sorar. Özgürlük ile sorumluluk bu yüzden birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan iki kavramdır.
Günlük dilde özgürlük ile özgür irade aynı kapıdan geçiyormuş gibi konuşulur. Felsefede ise ikisi ayrıdır. Özgürlük, kişinin başkasının zorlaması olmaksızın hareket edebilmesidir; dışasal bir niteliktir ve kişiyi değil çevresini tanımlar. Özgür irade ise iradenin yalnızca dışarıdan gönderilen emirlerle değil, kişinin kendi seçim ilkesiyle yönlendirilmesidir; iradesel bir niteliktir ve kişinin kendi durumunu anlatır. Bir insan başkasının koyduğu kurallara uymak zorunda olsa da kendi tercihiyle hareket edebilir; buna karşılık hiçbir dış baskı olmasa da iç dürtüleri onu yönlendirebilir.
Ön Bilgi: Determinizm ve Özgür İrade Tartışması
Determinizm, geçmişteki nedenlerin birbirine bağlanarak geleceği belirlediği görüşüdür. Bu görüşte insanın bir fiili de bir olaydır; tıpkı bir cismin düşüşü gibi önceki durumların zorunlu sonucudur. Hume bu görüşü en yalın biçimiyle savunur: insanın yaptığı her şey zorunludur ve özgür irade adı verilen şey bu zorunluluğun dışında kalan bir istisna değildir. Hume'un sonucu önemlidir; özgür irade kabul edilse de edilmese de eylemler aynı nedenlerle açıklanır, dolayısıyla bu kabul ahlaki açıdan bir açıklama değeri taşımaz.
Buna karşılık Kant özgürlüğü ahlakın var olma koşulu sayar. Ona göre ahlaki yasa ancak özgür bir iradeyle izlenebilir; özgür olmayan birine «yapmalısın» demek boşuna olurdu. Kant özgürlüğü dış engellerin yokluğu olarak değil, iradenin yasayı kendi kendisine koyabilmesi olarak tanımlar. Özgür irade burada bir kuram değil, ahlaki deneyimin zorunlu bir koşuludur.
İndeterminizm ise nedenselliği reddetmez; yalnızca özgür bir seçimin nedensel zincirin içinde kalabileceğini savunur. Sartre bu görüşün en açık ifadesidir: özgürlük seçilmiş bir durum değil, kişinin her an yeniden kurduğu bir seçimdir. Schopenhauer ise tam tersini söyler; karakter ve ahlaki sorumluluk onun felsefesinde temelden yoksundur, çünkü irade çaba olmayan bir zorunluluktur. Nietzsche de iradeyi özgür bir ilke saymaz; onu güç isteğinin kendiliğinden ortaya çıktığı yön olarak açıklar. Uyumculuk ise tarafların hiçbirini seçmeden belirlenimcilikle özgürlüğün birlikte savunulabileceğini öne sürer.
Basit Örnek: Dış Engeli Olmayan Eylem
Bir kişi, kimse kendisine bir şey söylemediği hâlde sınavdan önce çalışmayı kendisi seçmiştir. Burada dış özgürlük vardır; engelleyici bir kural ya da zorlayıcı bir kişi yoktur. Ancak soru şudur: bu kişinin çalışma kararını ne belirlemiştir? Geçmiş alışkanlıkları, hedefleri ve çevresi birlikte yön vermiş olabilir. Aynı örnek determinist okumada tamamen bu nedenlerle açıklanırken, indeterminist okumada seçimin belirleyiciliğini kendi taşıdığı söylenir. İki okuma da bu tek örnekte aynı sonucu verir; ayrım, açıklamanın nereye dayandığıdır.
Bu örnekte özgürlüğün bir sınırı da görünür. Kişi kendi ders çalışmasını yapabildiği hâlde başkasının çalışma saatini keyfî biçimde bozduğunda özgürlüğün sınırına dayanmış olur. Özgürlüğün sınırı, kişinin kendi özgürlüğü kadar başkalarının özgürlüğüdür.
İleri Örnek: Niyet ve Sonuç Ayrımı
Bir öğrenci sınav yazılısında bildiği bir soruyu işaretlemek yerine kafası karıştığı için boş bırakmıştır. Sonuç kötüdür, ama öğrencinin niyeti zarar vermek değildir. Kantçı bir değerlendirmede ahlaki değer niyete bağlanır; zarar vermek istememişse eylem ahlaki bakımdan kötü değildir. Sonucu ölçen bir değerlendirmede ise kötü sonuç kötü eylem sayılır. Bu ayrım, niyeti özgür bir seçim olarak kabul eden bir kuramda anlamlıdır: seçebildiği hâlde seçmediği bir eylemden sorumlu tutulur. Buna karşılık özgür seçimi yok sayan bir kuramda sorumluluğun dayanağı ortadan kalkar; çünkü kimse kendisine verilmemiş bir seçimden sorumlu tutulamaz.
Bu noktada sorumluluğun koşulları belirginleşir. Bir eylemin ahlaki sorumluluğu için üç şey gerekir. Kişi bilmelidir, yani eylemin ahlaki boyutunu kavramış olmalıdır; yapabilmelidir, yani seçenekleri arasında gerçekten bir seçim yapabilmelidir; istemelidir, yani sonucu bilerek kabul etmelidir. Bu üç koşuldan biri eksikse sorumluluk zayıflar, hiçbiri yoksa sorumluluk ortadan kalkar. Seçeneklerin çok az olması tek başına sorumluluğu gidermez; ölçüt seçenek sayısı değil, kişinin verilen koşullar içinde kendi seçimini yapıp yapamadığıdır.
Adım Adım Çözülmüş Örnek: Bir Argümanın Denetimi
Bir argüman denetlenirken izlenen yol şöyledir. Adım 1: Argümanın öncül ile varsayım ayrımı yapılır. Argümanın başlangıçta verilen dayanağı öncüldür; hiçbir gerekçe gösterilmeden kabul edilen önerme ise varsayımdır. Adım 2: Sonucun öncülden tek başına çıkıp çıkmadığına bakılır. Eğer çıkmıyorsa çıkarım geçersizdir ve anlam ilkesi ihlal edilmiştir. Adım 3: Öncüllerin gerçekten doğru olup olmadığı denetlenir. Biçimsel olarak geçerli bir çıkarım yanlış bir öncüle dayanıyorsa sonuç da yanlış olabilir; buna sağlam olmayan akıl yürütme denir. Adım 4: Karşı savunma varsa çapraz çürütme uygulanır: savunma doğru kabul edildiğinde ortaya saçma bir sonuç çıkıyorsa o savunma reddedilir.
Bu yöntem özgür irade tartışmasına uygulandığında şu görülür. Öncül: her ahlaki yükümlülük, onu yerine getirecek kişinin eylemi seçebilmesini gerektirir. Varsayım: her ahlaki yükümlülüğün karşılığında bir ödül ya da ceza vardır. Sonuç: ödül ve ceza özgürlüğün yerine geçemez. Çıkarımın biçimi geçerlidir; ancak ikinci cümlenin doğruluğu kanıtlanmadan kabul edilmiştir. Yani tartışma, özgürlüğün ahlak için zorunlu olduğu tezine karşı bir itirazdan çok, bir varsayımın sürdürülmesinden ibarettir. Karşı taraf da buna «özgür seçim gerçekte yoktur, ama insan onu varmış gibi yaşamak zorundadır» biçiminde bir savunmayla yanıt verir; bu savunmanın tipi çapraz çürütmedir.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
| Görüş | Özgür İrade | Ahlaki Sorumluluk | Temel Ölçüt |
|---|
| Hume ve determinizm | Yoktur, eylemler nedenlerin sonucudur | Açıklanamaz | Zorunlu nedenler |
| Kant'ın ahlak felsefesi | İradenin yasa koyabilmesi | Özgürlüğün doğrudan sonucudur | Niyet ve iyi irade |
| Uyumculuk | Dış zorlama olmaması | Korunur, kişinin kararına bağlanır | Dış engelin yokluğu |
| İndeterminizm ve Sartre | Zincirin içinde kalarak seçebilmek | Seçimin sahibi olmakla ilgilidir | Kişinin yeniden seçimi |
| Schopenhauer | Çaba olmayan zorunluluk | Temelden ortadan kalkar | İrade değil çıkar |
| Nietzsche | Güç isteğinin belirdiği yön | Güçlü ve zayıf yönlerin değerlendirilmesi | Gücün artması ya da azalması |
Tabloyu okurken iki sütuna dikkat etmek gerekir. Özgür irade sütunu, eylemin hangi anlamda kişiye ait sayıldığını gösterir; ahlaki sorumluluk sütunu ise bu saymanın ahlaki sonucunu. Hume'un satırında irade sütunu boş olduğu için sorumluluk sütunu da boştur. Nietzsche'nin satırında ise ahlaki yargı, iyi ile kötü yerine güçlü ile zayıf arasında kurulur; bu başka bir ölçüttür ama yine de bir değerlendirmedir.
Sık Yapılan Hatalar
- Özgürlük ile özgür iradeyi aynı saymak: özgürlük dış engelin olmaması, özgür irade ise iradenin kendi ilkesiyle yönlenmesidir.
- Özgürlüğü sınırsız saymak: özgürlüğün sınırı, kişinin kendi özgürlüğü kadar başkalarının özgürlüğüdür.
- Özgürlük ile sorumluluğu karşıt saymak: özgürlük, sorumluluğun kurucu koşuludur; ikisi birlikte anlamlıdır.
- Geçerli çıkarımı doğru çıkarım sanmak: biçimsel geçerlilik ile öncülerin doğruluğu iki ayrı ölçüttür.
- Öncül ile varsayımı ayırmamak: kanıtlanmadan kabul edilen önerme varsayımdır ve ayrıca denetlenmelidir.
- Kant'ın ahlak anlayışını sonuca göre değerlendirmek: Kantçı değerlendirmede ölçüt niyettir, sonucun ağırlığı değil.
Sınav Odaklı Ek Not: Hangi Soru Tipi Nasıl Çözülür
Tanım sorusunda şıkkın özneyi ölçüp ölçmediğine bakın; özgürlüğü «istediğini her zaman yapabilme» diye tanımlayan şık, özgür olmayan ile özgür arasındaki ayrımı gözden kaçırır. Karşılaştırma sorusunda iki görüşü ayıran tek cümleyi bulun; Hume'un eylemleri zorunlu saydığı, Kant'ın ahlaki yasa için özgür iradeyi varsaydığı yeterlidir. Düzeltme sorusunda yanlış ifadenin hangi kelimesinde hata olduğunu göstermeniz beklenir. Hata teşhisinde öğrencinin çıkarımında eksik kalan önerme ya da varsayımı bulun. Süreç sıralamada önce kavramayı, sonra seçenekleri belirlemeyi, en son karar vermeyi sırayla kurun. Tablo okumada aradığınız ölçütün hangi sütunda olduğunu bulup satırı okuyun.
Özet ve Kendini Dene
Özgürlük, kişinin dış bir zorlama olmadan eylemini sürdürebilmesidir; özgür irade ise iradenin kendi seçim ilkesiyle yönlenmesidir. Determinizm bu kavramları reddederken, uyumculuk ikisini birlikte savunur. Kant'a göre ahlaki yasa ancak özgür irade varsa anlam kazanır; bu yüzden özgürlük ahlaki sorumluluğun kurucu koşuludur. Hume, Schopenhauer ve Nietzsche ise sorumluluğu ya açıklama ya da başka bir ölçütle yeniden kurar. Sorumluluğun koşulları bilme, yapabilme ve istemedir.
- Özgürlük ile özgür irade arasındaki farkı tek cümleyle açıklayın.
- Bütün eylemlerin nedeni vardır önermesinden hareketle ahlaki sorumluluğa ne söylenebileceğini çapraz çürütme yöntemiyle değerlendirin.
- Sartre ile Schopenhauer'in özgür iradeye bakışını tablodaki iki satırı karşılaştırarak açıklayın.