Konu Anlatımı
Ne Öğreneceğiz
Bu konuda iki temel kavramı birlikte ele alacağız: gerçeklik ve doğruluk. Gerçeklik, bir şeyin dünyada bağımsız olarak var olup olmadığını soran ontolojik bir sorudur. Doğruluk ise bir önermenin ya da yargının, dünyadaki durumla örtüşüp örtüşmediğini soran epistemik bir sorudur. İkisi birbirine karıştırılmamalıdır: bir şeyin gerçek olması, onu söyleyen önermenin doğru olduğunu kanıtlamaz; buna karşılık bir önermenin doğru olması da tek başına o şeyin gerçekliğini göstermez. Bir kavramın gerçekliği ile bir yargının doğruluğu farklı ölçütlerle değerlendirilir.
Öğrenme hedeflerimiz şunlardır: doğruluk ile gerçekliği ayırt etmek; uyum kuramı, tutarlılık kuramı, pragmatik ve şüpheci yaklaşımları karşılaştırmak; Descartes, Hume, Kant, Hegel ve Platon'un doğruluk anlayışlarını açıklamak; Nietzsche, Frege, Habermas, Lyotard, Foucault ve Derrida'nın doğruluk üzerine özgün yaklaşımlarını yorumlamak; son olarak verilen bir metinde yanlış kurulmuş doğruluk iddiasını teşhis edebilmek.
Ön Bilgi: Yargı, Önerme ve Anlam
Doğruluk yalnızca yargılarla ilgili bir konudur. Yargı, doğru ya da yanlış olduğu söylenebilen bir düşünce birliğidir; bu yüzden yargının kendisi gerçek değildir, yargının konusu gerçektir. Yüklem (özne nitelikleyen yüklem), tümleyen (yüklemin olumsuzu), nicel önerme (kaç tane olduğunu belirten), kategorik önerme (yüklemin var olup olmadığını söyleyen), bileşik önerme (bağlaçlı) ve aile önermeleri (çelişmeyen önermeler kümesi) bu ayrımın basamaklarıdır. Mantıkta bir önermenin tümleyeni doğruysa kendisi yanlıştır; bileşik bir önermenin değeri ise bağlacın türüne bağlıdır. Bu teknik ayrımlar, doğruluk değerinin nasıl hesaplandığını anlamak için gereklidir.
Bir de önceki konularda gördüğümüz ayrımı hatırlatalım: önceki gerekçe gösterilen temel yargıya öncül, kanıtı doğrudan gösterilemeyen temel kabule varsayım denir. Doğruluk kuramları, bir önermenin neden doğru sayıldığını açıklamanın yanı sıra bu kabullerin güvenilirliği üzerinde de durur.
Basit Örnek: Uyum ve Uyumsuzluk
Bir kümeye iki sayı yazıp «bu iki sayının toplamı on dört eder» yargısını inceleyelim. Sayılar 6 ve 8 ise yargının gerçekliği vardır ve yargı gerçekliği yansıttığı için doğrudur. Sayılar 6 ve 9 ise yargının konusu gerçeklikte bulunmaz; böyle bir durumda yargı yanlıştır. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: yargının dilde düzgün kurulmuş olması, güzel yazılmış olması ya da uzmanın ağzından çıkması onu doğru yapmaz. Doğruluğun ölçütü, yargının gösterdiği durumla örtüşüp örtüşmediğidir. Bu örtüşmeye uyum denir.
İleri Örnek: Aynı Olgu İçin Farklı Ölçütler
Şimdi aynı önermeyi üç farklı kuramla değerlendirelim. Önerme: «Bu kitapta anlatılan olaylar gerçekmiş». Uyum kuramına göre kitaptaki olayların gerçek hayatta karşılığı bulunuyorsa yargı doğrudur; karşılık yoksa yanlıştır. Tutarlılık kuramına göre yargı, kitaptaki diğer anlatılarla ve kabul edilmiş bilgilerle çelişmiyorsa doğrudur; çelişiyorsa yanlıştır. Şüpheci yaklaşıma göre ise bu tür olgusal yargıların kesin doğruluk değeri yoktur; en çok kanıtlanabilen, en iyi işe yarayan açıklama tercih edilir. Üç kuram da aynı yargıya farklı ölçüt uygular.
Adım Adım Çözülmüş Örnek: Bir İddianın Doğruluğunu Denetlemek
Bir öğrenci şunu yazıyor: «Arı, bir sürü hâlinde uçar; çünkü arı kuştur ve kuşlar uçar.» Bu iddianın doğruluğunu denetleyelim. Birinci adım: iddianın kavramlarını netleştirmek gerekir; «arı», «kuş», «uçmak» kavramları hangi anlamda kullanılmış? Burada kuş, bilimsel sınıflandırmada uçan omurgalıları anlatır. İkinci adım: ölçütü belirlemek gerekir; kuşlar uçarsa kuştan sayılan her canlı da uçar mıdır? Üçüncü adım: ölçütü iddiaya uygulamak gerekir; arı uçar, ama uçabilme kuş olmanın zorunlu sonucu değildir. Sonuç olarak uygulanan ölçütü, iddianın örtüşmediği görülür. Burada yapılan iş, mantıktaki geçerlilik biçimini nesneyle uyum ilkesine bağlamaktır. Aynı denetim, bir kavramın iç tutarlılığını sınamak için de kullanılabilir.
Doğruluk Kuramları
Uyum kuramı doğruluğu yargı ile nesne arasındaki örtüşmeye dayandırır; Aristoteles'ten beri bu yaklaşımın kökü vardır. Tutarlılık kuramı, bir yargının doğruluğunu onun kabul edilmiş diğer yargılarla uyumu içinde arar; Leibniz ve Hegel'in çizgisinde gelişmiştir. Pragmatik (şüpheci) yaklaşım doğruluğu bir ölçüt aramaz, en iyi çalışan açıklamayı tercih eder; Hume'un kuşkucu tutumunun mantıksal uzantısıdır. Öznel ve varoluşsal yaklaşım doğruluğu bireyin varoluşsal kararına bağlar; Kierkegaard bu çizginin örneğidir. Pratik ve söylemsel yaklaşım doğruluğu iletişimsel geçerlilik iddiası olarak ele alır; Habermas'ın kuramı buna örnektir.
Bu kuramlar birbirine karşıt önermelerden değil, doğruluk ölçütünü nereden alacağımıza dair farklı önerilerdir. Uyum kuramı ölçütü nesnede, tutarlılık kuramı yargılar kümesinde, şüpheci yaklaşım ise açıklamanın işe yaramasında arar. Ayrımı korumak, sorularda şıkları elerken en çok işe yarayan yöntemdir.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
| Ölçüt | Doğruluk nerede aranır | Öne çıkan düşünür | Başlıca riski |
|---|
| Uyum kuramı | Yargının nesnesiyle örtüşmesinde | Aristoteles, Tarski | Dilin kendisine başvurma güçlüğü |
| Tutarlılık kuramı | Yargının kabul edilmiş yargılarla uyumunda | Leibniz, Hegel | Tutarlı ama nesneden kopuk sistemler |
| Şüpheci kuram | En iyi çalışan açıklamanın seçilmesinde | Hume, Lyotard | Ölçütten vazgeçme riski |
| Varoluşsal kuram | Bireyin varoluşsal seçiminde | Kierkegaard | Doğruluğun öznelleşmesi |
| Söylemsel kuram | Toplumsal söylemin işleyişinde | Foucault, Habermas | İktidarın doğrulukla iç içe geçmesi |
Felsefecilerin Doğruluk Anlayışları
- Platon: Bir önerme, İdealar dünyasına uyduğu zaman doğrudur; görüntüler dünyası gerçekliğin eksik kopyalarıdır.
- Descartes: Kuşku yönteminde duyu verileri şüpheli sayılır; kesin doğruluk, apaçık ve berrak kavramlarda aranır. Düşünüyorum öyleyse varım ilkesi bu arayışın ilk durağıdır.
- Locke: Zihin bir tabula rasadır; doğruluk kuramının zemini olan bilgi, deneyimle ve düşünmeyle bu tabloya yazılır.
- Berkeley: Var olan algılanandır; algılanmayan bir ideası kalan hiçbir şey yoktur.
- Hume: İdealar izlenimleri kopyalar; ilişkilerin doğruluğu kesinlik ararken olgusal doğruluk yalnızca olasılıktır.
- Kant: Bilgi, deneyimle başlar ama aşılır; sentetik a priori önermeler tecrübe olmadan da yeni bilgi verir.
- Hegel: Bütün, gerçektir; parça ancak bütün içinde anlam kazanır.
- Nietzsche: Perspektifizme göre bilgi belirli bir bakış açısının ürünüdür; gerçekliğin kendisi istendiği gibi kazanılır.
- Frege: Anlam ile referans ayrımı, bir önermenin düşünce içeriğini gerçeklik değerinden ayırmayı sağlar.
- Marx: Düşünce biçimlerini üretim biçimi ve toplumsal ilişkiler belirler; ideoloji bu ilişkileri ters yansıtır.
- Heidegger: Aletheia, gizlenmiş olanın açığa çıkarılmasıdır; doğruluk bir yargı niteliği olmaktan çok bir açınma biçimidir.
- Schopenhauer: Dünya, iradenin nesnesi ve tasavvurun kalıbı olmak üzere iki yönde görünür.
- Weber: Sosyal bilimde yorumsama ve değer yükseltmeyle ilgili sosyoloji, doğruluğun yalnızca teknik değil değerli bir iş olduğunu gösterir.
- Habermas: Doğruluk, meşruiyet ve samimiyet iddiaları birlikte geçerlilik iddiası oluşturur.
- Lyotard: Her alanın kendi dil oyunu vardır; büyük anlatıların şüpheli estetiği tek bir ölçütü reddeder.
- Foucault: Bilgi ile iktidar iç içedir; hangi söylemlerin geçerli sayıldığı, kimin belirlediği bir sorudur.
- Derrida: Fark (différance) kavramına göre anlam, birbirinden ayrılamayan biçimde ertelenir.
Sık Yapılan Hatalar
- Doğruluğu bilgiyle aynı saymak: doğruluk bir önermenin niteliğidir, bilginin miktarı değildir.
- Bir nesnenin gerçekliğini, onu anlatan yargının doğruluğu sanmak.
- Tutarlılığı doğrulukla özdeşleştirmek: iç çelişki yoktur diye yargı doğru değildir.
- Kant'ın a priori bilgisini her şeyi doğrudan bilebilme biçiminde okumak.
- Nietzsche'nin perspektifizmini keyfîlik sanmak.
- Tümleyen önerme ile yanlışlığı aynı düzeyde görmek: tümleyen bir önermenin yanlışlığı değil, karşıt değeri vardır.
Sınav Odaklı Ek Not
Soruda önce kimin kuramı sorulduğunu bulun. Kuram adı geçiyorsa seçenekleri doğrudan o kuramın ilkesine göre eleyin: Descartes için apaçık ve berrak, Kant için tecrübeyle bağımsız bilgi, Hegel için bütün, Nietzsche için bakış açısına bağlı yorum. Kuram adı geçmiyorsa ölçütün nerede arandığına bakın: nesnede arayan görüş uyum kuramına, yargılar kümesinde arayan görüş tutarlılık kuramına, açıklamanın işe yaramasına bakan görüş şüpheci kurama aittir. Mantık sorularında ise önce önermenin tümleyeni mi, bileşik mi, aile önermesi mi olduğunu belirleyip doğruluk değerini ona göre hesaplayın. Son olarak açıklamada geçen kavramın hangi başlığa ait olduğunu denetleyerek çeldiricileri eleyin.
Özet ve Kendini Dene
Gerçeklik nesnenin varlığıyla, doğruluk ise yargının nesneyle uyumuyla ilgilidir. Doğruluk için uyum, tutarlılık, şüpheci, varoluşsal ve söylemsel beş farklı ölçüt önerilmiştir. Klasik anlayışta uyum kuramı nesneye, tutarlılık kuramı yargılar kümesine dayanır; İdealar dünyasını temel alan Platon'dan perspektifizme geçen Nietzsche'ye kadar çeşitli konumlar geliştirilmiştir. Kendinizi denemek için şu üç soruyu yanıtlamaya çalışın: verilen metinde doğruluk ölçütü hangisidir, bu ölçütü hangi düşünür savunur, seçeneklerden hangisi bu ölçüte göre elenir?