Konu Anlatımı
Bu konuda ne öğreneceğiz?
Bu konuda Türk edebiyatının ilk büyük iki halkasını tanıyacaksınız. Önce âşık edebiyatının hangi yüzyıllarda doğduğunu, âşık kavramını, kol birimini ve 8'li hece ölçüsünü öğreneceksiniz. Sonra bu edebiyatın temalarını ve temsilcilerini inceleyeceksiniz. Ardından divan edebiyatının hangi çevrede geliştiğini, nazım biriminin ve ölçüsünün ne olduğunu, hangi nazım şekillerini barındırdığını ve hangi söz sanatlarına ilgi gösterdiğini öğreneceksiniz. Son bölümde iki edebiyatı ölçü, birim, dil ve sanat açısından karşılaştıracaksınız. Bu iki gelenek, sonraki dönemlerin temelini oluşturur.
Âşık Edebiyatının Doğuşu ve Âşık Kavramı
Âşık edebiyatı 13-14. yüzyıldan itibaren Anadolu'da gelişmiştir. Bu edebiyatın merkezindeki kişi âşıktır. Âşık, saz çalan ve halk hafızasından, yani ezberden söyleyen kişidir. Bu tanımdaki iki öğe önemlidir: hem çalgı eşlik etme hem de ezberden söyleme vardır.
Âşık edebiyatı çıraklık yoluyla öğrenilir. Çırak, ustasının yanında kalır, saz öğrenir ve dinledikleri ezberler. Bu yüzden bu edebiyatta yazarın kişisi ile söyleyen kişi çoğu zaman aynı değildir; metin bir âşığın ağzından çıkmış olabilir. Dilden de anlaşılacak biçimde sade ve halka yakın bir dil kullanılır.
Âşık Edebiyatının Nazım Birimi ve Ölçüsü
Âşık edebiyatında nazım birimi koldur. Ölçüsü ise 8'li hece ölçüsüdür. Bu iki bilgiyi birlikte akılda tutmak gerekir: birim koldur, ölçü 8'li hece ölçüsüdür. Nazımın en küçük birimi mısradır; ancak bu edebiyatta birim olarak kol adı verilen yapıdan söz edilir.
Âşık Edebiyatının Temaları ve Temsilcileri
Âşık edebiyatının işlediği temalar geniş bir alan oluşturur.
- Aşk ve ayrılık: Göğüne tutulan kişiye duyulan özlem ve ondan ayrılığın acısı.
- Vatan ve kahramanlık: Yurdu savunan, yurdundan sürülen anlatıları.
- Gurbet ve zulüm: Yapılan haksızlıklar ve sürgündeki yaşam.
- Atasözü: Halkın yüzyıllar içinde oluşturduğu öğütler.
Âşık edebiyatının Âşık Yunus Emre, Dadaloğlu ve Karacaoğlan bu halka açık çevrenin temsilcileridir. Üçü de halkın diline yakın durmuş, aktarımla öğrenilen bir geleneğin içinde yer almıştır.
Divan Edebiyatının Genel Çizgisi
Divan edebiyatı 14.-17. yüzyıllar arasında saray ve çevresinde gelişmiştir. Bu çevre, şairlerin bir araya geldiği, edebî rekabetin yapıldığı bir mekândır. Nazım birimi kendi (mısra)dır, ölçüsü arruzdur. Aruzu bilmemek divan şiirini okumak için zorunludur.
Divan Edebiyatında Nazım Şekilleri
Divan edebiyatında birbirinden farklı işlevleri olan nazım şekilleri kullanılmıştır.
| Nazım Şekli | Öne Çıkan Yönü |
|---|
| Gazel | Dörtlük düzeninde, divan şiirinin en yaygın şeklidir. |
| Şarkı | Gazele göre daha hızlı ve açık bir söyleyişle ilerler. |
| Rubâî | Dört mısradan oluşan, kısa ve yoğun yapılardır. |
| Kıt'a | Kısa hacimli özel bir nazım biçimidir. |
| Kaside | Övgü amacı taşıyan uzun nazımlardır. |
| Mesnevî | Olay anlatımına dayalı uzun ve serbest anlatımlardır. |
| Tarih | Bir olayın yılını bildiren adı taşır; aynı ad söz sanatları arasında da yer alır. |
| Müamma | Bilmece yönü taşıyan, çözülmesi istenen mısralardır. |
Söz Sanatlarına İlgi ve Akımlar
Divan edebiyatında söz sanatlarına yoğun ilgi vardır: tevriye, istiare, mübalağa, kinaye, tarih, telmih, irşat. Bu sanatlar, tek anlamlı düz anlatım yerine katmanlı bir anlatım kurar.
Bu dönemde iki temel akım öne çıkar. Dinî-tasavvufi akım Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli çevresinde gelişmiştir. Halka açık akım ise Âşık Yunus Emre, Dadaloğlu ve Karacaoğlan gibi isimlerle temsil edilir. Böylece aynı dönemde saray dili ile halk dili aynı anda işlemiş olur.
Aruzu Tanımanın Temel Kavramları
Divan edebiyatının ölçüsü arruz olduğuna göre bu ölçünün temel kavramları tanınmalıdır. Aruz Arapça ve Farsça kökenlidir ve esası akdad/fetedir ölçüsüdür. Ölçü çizgisine birim, birimi tanımlayan ilk çizgiye serefe denir.
| Diziliş | Birim Örnekleri |
|---|
| 2 birimli | Mübtedâ, fâilât |
| 3 birimli | Müfâilâtü ma'nâ, müsennâ |
| 4 birimli | Müsâil, mütelâ |
Aruzda Arapça ve Farsça sözcükler harf sayısıyla, Türkçe sözcükler ise hece sayısıyla ölçülür. Bu fark, arruzun Türkçeye her zaman uymamasının temel nedenidir. Ayrıca kafiyeden önce gelen kısma cinâh denir. Türkçede arruzdan vazgeçme eğilimi vardır; bu yüzden hece ölçüsü yaygınlaşmıştır.
Karşılaştırma Tablosu
| Ölçüt | Âşık Edebiyatı | Divan Edebiyatı |
|---|
| Zaman aralığı | 13-14. yüzyıldan itibaren | 14.-17. yüzyıllar |
| Çevre | Anadolu, halk çevresi | Saray ve çevresi |
| Nazım birimi | Kol | Kendi (mısra) |
| Ölçü | 8'li hece ölçüsü | Aruz |
| Dil | Sade ve halka yakın | Ağır ve sanatlı |
| Öğrenilme yolu | Çıraklık | Medrese ve ustalık |
Basit Örnek
Bir âşık şiiri düşünün: dizeler halinde yazılmış, sekizli hece düzenine göre kurulmuş ve içinde gurbet acısı anlatılan bir metin. Metni tanımak için üç soru yeterlidir. Birincisi, hece sayısı düzenli mi diye bakılır; düzenliyse ve sekizli hece ölçüsüne uyuyorsa âşık edebiyatından söz ederiz. İkincisi, dil sade mi diye bakılır. Üçüncüsü, temalar arasında aşk, ayrılık, vatan, kahramanlık, gurbet, zulüm ya da atasözü var mı diye aranır.
İleri Örnek
Şu karşılaştırmayı yapalım: Âşık Yunus Emre ile Dadaloğlu'nun şiirlerini aynı rafta düşünürsek ikisinin de ortak yanı halka yakın dildir ve temaları aşk, ayrılık ve gurbettir; ikisi de âşık geleneğinin içindedir. Aynı rafta divan şairlerinden birinin gazeli dursa, bu kez aruz ölçüsü ve ağır bir söyleyişle karşılaşırız. Üçüncü olarak bir mesnevi düşünürsek, olay anlatımı ve uzun yapı bizi divan edebiyatının mesnevî şekline götürür.
Özgün örnek paragraf: Çırak, ustasının sazını ilk kez eline aldığında telleri bir türlü tutturamıyordu. Usta, parmağıyla bir teli göstermedi; yalnızca kendi çaldığı ezgiyi bir kez daha tekrarladı. Çırak dinledi, dinledi ve sonra kendi çekmeye başladı. Saz, dinlediği yılların içinde ona cevap vermeye başladı. O gün sabahtan akşama kadar hiçbir şey yazmadı; yalnızca çaldı ve dinledi.
Özgün örnek dize: Kol dizeleri birbirine bağlanır,
sekiz hece bir nefes olur;
halkın belleğinde yol bulur,
saz da söyler, söz de sürer.
Sık Yapılan Hatalar
- Yanlış: Âşık edebiyatının ölçüsünü arruz sanmak. Doğru: Âşık edebiyatının ölçüsü 8'li hece ölçüsüdür; arruz divan edebiyatının ölçüsüdür.
- Yanlış: Âşık edebiyatının nazım birimini mısra saymak. Doğru: Bu edebiyatta nazım birimi olarak kol adı verilen yapıdan söz edilir.
- Yanlış: Divan edebiyatının dilini sade ve halka yakın saymak. Doğru: Sade ve halka yakın dil âşık edebiyatının özelliğidir; divan edebiyatı saray ve çevresinde gelişmiştir.
- Yanlış: Dinî-tasavvufi akımı halka açık akımla aynı saymak. Doğru: Dinî-tasavvufi akım Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli çevresinde; halka açık akım ise Âşık Yunus Emre, Dadaloğlu ve Karacaoğlan çevresinde gelişmiştir.
- Yanlış: Divan edebiyatında nazım biriminin kol olduğunu söylemek. Doğru: Divan edebiyatında nazım birimi kendi (mısra), âşık edebiyatında ise koldur.
Özet
Âşık edebiyatı 13-14. Âşık, saz çalan ve halk hafızasından söyleyen kişidir. Bu edebiyat çıraklık yoluyla öğrenilir, sade ve halka yakın bir dil kullanır, nazım birimi kol, ölçüsü 8'li hece ölçüsüdür. Temaları aşk, ayrılık, vatan, kahramanlık, gurbet, zulüm ve atasözüdür; temsilcileri Âşık Yunus Emre, Dadaloğlu ve Karacaoğlan'dır. Divan edebiyatı 14.-17. yüzyıllarda saray ve çevresinde gelişmiş, nazım birimi kendi (mısra), ölçüsü arruz olmuştur. Nazım şekilleri gazel, şarkı, rubâî, kıt'a, kaside, mesnevî, tarih ve mümamadır. Söz sanatlarına yoğun ilgi görülür; tevriye, istiare, mübalağa, kinaye, tarih, telmih ve irşat sayılır. İki temel akım dinî-tasavvufi akım ve halka açık akımdır. Aruzun esası akdad/fetedirdir; ölçü çizgisine birim, ilk çizgiye serefe, kafiyeden önceki kısma cinâh denir.
Ön Bilgi
Bu konuya başlamadan önce temel kavram ve ön koşulları kavramanız yardımcı olacaktır. Konunun çerçevesinde şu kavramlar dikkat ister:
- Âşık, hem saz çalan hem de halk hafızasından söyleyen kişidir.
- Âşık edebiyatında nazım birimi kol, ölçüsü 8'li hece ölçüsüdür.
- Âşık edebiyatının dili sade ve halka yakındır; öğrenilmesi çıraklık yoluyla olur.
- Divan edebiyatında nazım birimi kendi (mısra), ölçüsü arruzdur.
- Dinî-tasavvufi akım ile halka açık akım divan edebiyatının iki temel akımıdır.
- Aruzun esası akdad/fetedir ölçüsüdür; ölçü çizgisine birim, birimi tanımlayan ilk çizgiye serefe denir.
- Aruzda Arapça ve Farsça sözcükler harf sayısıyla ölçüldüğü için Türkçeye her zaman uymaz.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Âşık Edebiyatını Tanıma konusunun adımları:
- Adım 1: Hece düzenini denetleyin; metin sekizli hece ölçüsüne uygundur.
- Adım 2: Temaları denetleyin; gurbet ve zulüm metinde işlenmektedir.
- Adım 3: Dilin sade olduğunu görüp bu metnin âşık edebiyatına ait olduğunu yazın.
Kendini Dene
Soru: Aşağıdaki iki metni karşılaştırınız: Birincisi 8'li hece düzeninde, gurbet temasını işleyen sade bir şiir; ikincisi arruz ölçüsünde, gazel biçiminde ağır bir söyleyişle yazılmış bir şiir.
Örnek cevap: Birinci metin âşık edebiyatına aittir; ölçüsü 8'li hece ölçüsü, nazım birimi kol, dili sade ve halka yakındır. Temaları arasında gurbet sayılır ve çıraklık geleneğiyle ilişkilidir. İkinci metin divan edebiyatına aittir; ölçüsü arruz, nazım birimi kendi (mısra)dır ve gazel biçimindedir. Gazel divan edebiyatının en yaygın nazım şeklidir ve saray çevresinde gelişmiştir. Her iki metinde de söz sanatlarına ilgi görülebilir.