Konu Anlatımı
Ne öğreneceğiz?
Bu konuda iki alanı yan yana inceleyeceğiz. Birinci alan Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatıdır: 1923'ten sonra yazılan metinlerin dili, ölçüsü, konusu ve anlatım biçimi nasıl değişmiştir? İkinci alan ise Dünya Edebiyatı Akımlarıdır. Romantizm, realizm, natüralizm, parnasizm, sembolizm, sürrealizm, dadaizm, varoluşçuluk ve absürt anlayış hangi özellikleriyle tanınır, Türk yazarının kaleminde nasıl karşılık bulur?
Ön bilgi: Cumhuriyet Dönemi nasıl sınırlandırılır?
Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı, cumhuriyetin ilan edildiği 1923'ten sonraki edebî üretimi kapsar. Bu dönem yaygın kabulle üç bölüme ayrılarak incelenir: 1923-1940 arası ilk bölüm, 1940-1950 arası ikinci bölüm ve 1950'li yıllardan sonraki üçüncü bölüm. Bu ayrımın temelinde dil, ölçü ve dünya görüşü açısından belirgin değişimler vardır.
Dönemin ilk bölümünde yazı alfabesi değişmiş (1928), dil kurumu kurulmuş (1932), hece ölçüsü ve anlaşılır Türkçe savunulurken ölçü tartışmaları gündeme gelmiştir. Millî edebiyatın beş heceli şiir anlayışı bu yıllarda etkisini sürdürmüş; şair yalnızca güzel söyleyen değil, halkın içinden konuşan bir sanatçı olarak görülmüştür.
Cumhuriyet Döneminin temel özellikleri
İlk özellik sade ve anlaşılır dildir. Ağır ve süslü Divan dili terk edilmiş; ölçülülük ve sadelik savunulmuştur. İkinci özellik hece ölçüsünün sürdürülmesidir: beş heceli şiir, sade dil ve anlaşılır yapı bu dönemin şiirinde yaygınlaşmıştır. Üçüncü özellik toplumcu gerçekçiliktir: yazar gözlemci bir anlatıcı olarak kent ve köy hayatını, memleketin gündelik sorunlarını ayrıntılı biçimde aktarmıştır.
Dördüncü özellik biçim arayışlarıdır. Nazım-nesir tartışması, serbest ölçünün ve yeni şiir biçimlerinin yerleşmesi bu dönemde gündeme gelmiştir. Beşinci özellik ise bireyin iç dünyasına yöneliştir: özellikle 1950'li yıllardan sonra kişinin iç çatışması, yalnızlığı ve kimlik sorunu anlatının merkezine yerleşmiştir.
Şiirde ve nesirde yenilik arayışları
Cumhuriyet dönemi şiirinde iki eğilim belirgindir. Birincisi, şiiri sokağın ve gündelik hayatın diline yaklaştıran Garip anlayışıdır; şiirde samimiyet, ironi ve şairin kendi sesi öne çıkar. İkincisi, kapalı ve anlaşılması güç bir imge dünyası kuran İkinci Yeni anlayışıdır; bu şiirde bireysel ruh hâli dışarıya pek açılmaz, kelimeler imgeye dönüşür.
1950'li yıllardan sonra anlatıda ağırlık kazanan bir diğer çizgi, bireyin iç dünyasına yöneliştir. Bu çizgide kişinin toplumla ilişkisi, yabancılaşması ve iç çatışması sorun olarak ele alınır. Böylece Türk edebiyatı, olayları dışarıdan anlatmaktan kişinin kendi içinden anlatmaya doğru bir yön değiştirir.
Dünya Edebiyatı Akımları ve Türk edebiyatındaki yansımaları
Sembolizm, şiirin anlamı doğrudan anlatmak yerine imge ve müzik yoluyla taşımasını savunur. Şairin kimliğini şiirin merkezine alan bu anlayış Türk şiirinde de belirgin bir etki bırakmıştır. Sürrealizm ise rüya, düş ve bilinçaltını gerçeklik kadar gerçek sayar; düşünceyi bilinçli denetimden kurtaran otomatik yazım yöntemi bu akımın en tanınmış aracıdır.
Dadaizm parodi, anlamsız sözcük öbeği ve klişe birikintisiyle anlaşılmazlığı tercih eder; savaş yıllarındaki toplumsal bezginliğe bir tepki olarak doğmuştur. Absürt anlayışta olaylar mantıklı bir düzene oturmaz, kişiler tuhaf ve anlamsız biçimde davranır. Varoluşçuluk ise bireyin yalnızlığını, ölüm ve anlamsızlık karşısındaki kaygısını konu alır; Türk edebiyatında bu izlek 1960 sonrasında belirginleşmiştir.
| Öne çıkan özellik | Dünya Edebiyatı Akımı | Türk Edebiyatındaki İz |
|---|
| İmge ve müzik | Sembolizm | Şair kimliğinin şiirin merkezine yerleşmesi |
| Rüya, düş, bilinçaltı | Sürrealizm | Gerçek dışı imgelerle kurulan yeni bir şiir dili |
| Anlamsız birikim | Dadaizm | İroni ve gülme yoluyla kurulan şiir anlayışı |
| İç çatışma ve yalnızlık | Absürt, varoluşçuluk | Kişinin iç dünyasına yönelik anlatı |
Basit örnek: bir cümlenin anlayışını bulma
Kendi yazdığımız şu cümleyi düşünelim: "Sokak boştu, yalnızca kendi ayak sesim yankılanıyordu." Bu cümlede olaylar günlük ve gerçekçi bir düzende anlatıldığı için sürrealist ya da absürt bir anlayıştan söz etmek güçtür; yazar gözlemci bir anlatıcı olarak yalnızca görüneni aktarmaktadır.
İleri örnek: cümlede sanatı tanıma
Şimdi de şu cümleyi ele alalım: "Gül, karanlıkta uyuyan bir göz gibi titredi." Burada gül, bir insana benzetilmiş, iki varlık arasında benzetme ilişkisi kurulmuştur. Benzetme edatı kullanılmadığı için bu örnek teşhis sanatıdır. Aynı cümle, imge ağırlığı bakımından sembalist bir şiir diline de yaklaşır.
Adım adım çözülmüş örnek
Bir metnin akımını bulmak için şu adımlar izlenir.
- Adım 1: Metnin yazıldığı dönemi tespit et.
- Adım 2: Yazarın genel düşüncesini ve konu seçimini incele.
- Adım 3: Anlatımın biçimini gözle: gerçekçi mi, imgeci mi, absürt mü?
- Adım 4: Bu üç bulguyu karşılaştırıp en güçlü özelliği akım olarak belirle.
Sık yapılan hatalar
- Akımı yalnızca yazarın adından hareketle bulmaya çalışmak: Yazarın birden çok akımın izini taşıması mümkündür.
- Sembolizmi sürrealizmle, absürt anlayışı dadaizmle karıştırmak.
- Cumhuriyet Dönemi'ni tek bir dönem gibi düşünüp ilk, ikinci ve üçüncü bölüm ayrımını yok saymak.
- Bir söz sanatı gördüğünde doğrudan akım adını o sanattan çıkarmak.
Sınav odaklı ek not: hangi soru tipi nasıl çözülür?
Bu akımın temsilcileri kimdir tipindeki sorularda önce yazarın kimliği verilir, sonra yazarın düşüncesi akımla eşleştirilir. Bu akımın özelliği değildir tipindeki sorularda şıkkın olumlu ya da olumsuz olup olmadığına özellikle dikkat edilmelidir. Karşılaştırma sorularında iki akımın ayrıldığı nokta, benzedikleri noktadan daha güvenilir bir ayrım aracıdır. Örnek parça sorularında ise akımı tek bir cümleden değil, metnin bütününden çıkarmak gerekir.
Özet ve kendini dene
Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı; sade dil, hece ölçüsü, toplumcu gerçekçilik ve bireyin iç dünyasına yöneliş başlıklarıyla anılır. Dünya Edebiyatı Akımları ise imge, rüya, anlamsız birikim ve varoluş kaygısı üzerinden tanınır. Türk yazarı bu akımlardan etkilenmiş, kendi üretimini bu akımların ışığında şekillendirmiştir. Kendinizi deneyin: bir romanın hangi akıma ait olduğunu belirleyen üç ölçütü yazınız ve bu ölçütleri adım adım açıklayınız.
Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Açıklama |
|---|
| Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı yaygın | Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı yaygın kabulle üç bölüme ayrılarak incelenir. |
| Dönemin ilk bölümünde yeni yazı alfabesi | Dönemin ilk bölümünde yeni yazı alfabesi (1928) kullanılmaya başlanmış, dil kurumu 1932'de kurulmuştur. |
| Beş heceli şiir ve hece ölçüsü, Millî ed | Beş heceli şiir ve hece ölçüsü, Millî edebiyatın etkisiyle Cumhuriyet'in ilk yıllarında sürdürülmüştür. |
| Sembolizmde imge ve müzik, sürrealizmde | Sembolizmde imge ve müzik, sürrealizmde rüya ve bilinçaltı öne çıkar; dadaizm anlaşılmazlığı, absürt mantıksızlığı tercih eder. |
| Toplumcu gerçekçilik dış dünyayı gözlemc | Toplumcu gerçekçilik dış dünyayı gözlemci bir anlatıcıyla aktarır; bireyin iç dünyasına yöneliş ise kişinin kendi içinden anlatır. |
| Garip şiiri gündelik dili ve şairin kend | Garip şiiri gündelik dili ve şairin kendi sesini öne çıkarırken İkinci Yeni kapalı, anlaşılması güç bir imge dünyası kurar. |
| Varoluşçuluk, bireyin yalnızlığını ve an | Varoluşçuluk, bireyin yalnızlığını ve anlamsızlık karşısındaki kaygısını işleyen akımdır. |
| Dünya edebiyatı akımlarının Türk edebiya | Dünya edebiyatı akımlarının Türk edebiyatındaki etkisi, eserlerin dönemleri ve yazarlarının genel düşünceleri üzerinden izlenir. |