Konu Anlatımı
Ne Öğreneceğiz?
Bu konuda felsefenin en eski sorularından biri olan varoluş sorusu ele alınacaktır. Varoluşun ne anlama geldiği, bir şeyin var olmakla varoluşsal bir nitelik taşımak arasındaki fark, mutluluğun anlamı ve ölçütleri ile kişinin kendi olma meselesi üzerinde durulacaktır. Konu, «bir şey var mı, yoksa mu?» biçimindeki basit bir sorunun ötesine geçerek varlığın nasıl kavrandığını sorar.
Çalışma boyunca şu başlıklar işlenecektir: varlık ile varoluş arasındaki ayrım; Parmenides, Descartes ve Heidegger örneğinde varoluş düşüncesinin değişen yüzü; Sartre ile Kierkegaard ve Nietzsche düşüncesinde kendi olma; mutluluk üzerine Epikuros, Aristoteles ve Schopenhauer arasındaki tartışma; özdeşlik problemi; son olarak da akıl yürütme açısından öncül, varsayım, çapraz çürütme ve önerme türleri.
Ön Bilgi: Varlık ile Varoluş Arasındaki Fark
Felsefedeki varlık, varlık felsefesi dalının konusudur. Varlık sorusu ne var biçiminde sorulduğunda, dünyada bulunan her şeyin varlığıyla değil, varlığın kendisinin nasıl anlaşıldığıyla ilgilenir. Bu yüzden varlık, günlük dildeki var olan şey anlamının ötesinde, bir şeyin var olma biçimini ifade eden temel bir kavramdır.
Varoluş ise bu kavramı daha da derinleştirir: varoluş, bir varlığın gerçekleşmiş olması, dünyada yer kaplaması ve bir ilişkiler bütünü içinde bulunmasıdır. Basit bir örnekle ayrım netleşir. Bir taş hem varlık hem varoluşsal bir varlıktır; fakat bir kurgusal karakterin düşüncedeki varlığı ile dünyada gerçekten var oluşu arasındaki fark, tam da varoluş düzeyinde belirir. Bu ayrım, sonraki tüm tartışmaların temelini kurar.
- Varlık: Var olan her şeyin ortak özelliği; nesnenin kendisi.
- Varoluş: O nesnenin gerçekleşmiş olması, dünyada bulunma biçimi.
- Varoluşsal nitelik: Bir şeyin bir şey olmasını sağlayan özellik.
Basit Örnek: Varoluş Sorusu Nereden Çıkar?
İlk örnek, düşünürlerin aynı soruyu farklı yerlerden başlayarak yanıtladığını gösterir. Parmenides varlığın değişmez olduğunu, düşünmenin de var olmakla aynı olduğunu öne sürer; burada varoluş, düşüncenin doğal zemini olarak kavramsal bir temele oturur. Descartes ise kuşku yöntemiyle varoluşa ulaşır: duyular aldatıcı olabilir, dünya kuşkuyla sarsılabilir, ama düşündüğü her an var olduğunu, kuşkunun içinde bile kanıtlar. Her iki düşünür de varoluşu güçlü bir zemine oturtmaya çalışır.
Bu iki örnek arasındaki fark şudur. Parmenides varoluştan yola çıkıp dünyayı açıklamaya çalışırken, Descartes kuşkudan varoluşa doğru ilerler. Biri varoluşu düşüncenin doğal zemini sayar, öteki onu kuşkunun karanlığında aranan tek güvence olarak görür. İkisi de düşünen öznenin varoluşu temasını ortaklaşa paylaşır; fark yalnızca bu varoluşun hangi yönden temellendirildiğindedir.
İleri Örnek: Dasein, Gündeliklik ve Otantik Varoluş
Heidegger varoluş sorusunu bambaşka bir düzleme taşır. İnsanı, varlığını soran ve kendisine özgü bir biçimde var olan varlık olarak varlık-burada (Dasein) kavramıyla adlandırır. Dasein in temel niteliği dünyada kurulmuş olmadır; yani insan, kapalı bir kutu içinde değil, zamansal bir bütünlüğe yayılmış biçimde var olur. Zaten var olmak, sonradan seçilmiş bir durum değildir.
Bu kavramdan yola çıkan Heidegger, çoğu insanın günlük yaşamda gündeliklik içinde yaşadığını söyler. Gündeliklik, kimsenin kendi kararını gerekçelendirmediği, herkesin herkesin yaptığını yaptığı ve sorumluluğun herkes diye dağıtıldığı hâldir. Buradan bir sıra çıkar: önce gündeliklik fark edilir, sonra ölüm düşüncesiyle yüzleşilir, ancak bundan sonra otantik varoluş, yani kendi seçimini üstlenen yaşama yönelinir. Otantik olmak, başkalarının tasarımlarından kurtulmak değil, seçimin sorumluluğunu kabul etmektir.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Aşağıdaki sıralama, bir varoluş argümanının nasıl kurulduğunu adım adım göstermektedir.
- Adım 1: Sorunu belirle. Verilen ifadede varlığın mı yoksa varoluşun mu sözü edildiğini ayır.
- Adım 2: Kavramı tanımla. Varoluş, bir şeyin gerçekleşmiş olması ve dünyada bir yerde bulunmasıdır.
- Adım 3: Düşünürün konumunu uygula. Kavramın tanımı, seçilen düşünürün varlık anlayışıyla karşılaştırılır.
- Adım 4: Sonucu yaz. Karşılaştırma, sorunun hangi kavramla çözüleceğini tek cümleyle gösterir.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Tanım | Öne çıkan düşünür | Soruda aranan ipucu |
|---|
| Varlık | Var olan her şeyin ortak özelliği | Parmenides | ne var sorusu |
| Varoluş | Gerçekleşmiş olma, dünyada bulunma | Descartes ve Sartre | düşünen özneye dönüş |
| Dasein | Varlığını soran, dünyada kurulmuş varlık | Heidegger | insanın özel konumu |
| Gündeliklik | Herkesin herkesin yaptığını yaptığı hâl | Heidegger | kalabalık yaşamı |
| Mutluluk | Yaşamın bütünüyle ilişkisi kurulan doyum | Epikuros ve Aristoteles | iyinin ölçütü |
| Özdeşlik | Değişen öznenin aynı kişi sayılması | Locke ve Hume | süreklilik sorusu |
Mutluluk: Anlamı, Ölçütleri ve Sınırları
Mutluluk, felsefenin en çok tartışılan sorularından biridir. İlk iş, haz ile mutluluk arasındaki farkı görmektir. Haz duyusal, kısa süreli ve çoğu zaman geçicidir; mutluluk ise yaşamın bütününe ilişkin, daha sürekli bir durum olarak ele alınır. Epikuros hazzı temel değer sayar, ancak sakin ve ölçülü hazları önerir. Schopenhauer ise hazzı geçici ve sürekli olarak ayırır; sürekli hazlar eksildikçe daha değerli hâle gelir.
Aristoteles mutluluğu bir sonuçtan çok bir etkinlikte arar: mutluluk, erdemli ve amaca uygun yaşamda tamamlanır. Nietzsche ise mutluluğu hazdan çok değer üretmeyle ilişkilendirir; hazır değerlerin eleştirisi, bireyin kendi ölçütünü kurmasını gerektirir. Mutluluk araştırmaları, öznel izlenimle nesnel koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir: sağlık, güvenlik ve ilişki kalitesi mutlulukla ilişkili bulunan, para ise tek başına açıklayıcı olmayan bir etkendir.
Kendi Olma ve Sorumluluk
Kendi olma, kişinin kendi ölçütlerini kendisinin kurması meselesidir. Sartre için özgürlük bir kaçış değil, seçimden kaçınamamadığımız bir durumdur; özgürlük ile sorumluluk bu yüzden birlikte doğar. Kierkegaard bireyselleşmeyi, kalabalıktan ayrılıp kararın yalnızca kendi gerekçesi üzerine kurulması olarak tanımlar. Nietzsche ise bireyin sürü değerlerinden çıkararak kendi gücünü artırma yönünde değerleri yeniden değerlendirmesini ister.
Bu üç yaklaşımın ortak sonucu şudur: özdeşlik hazır biçimde verilmez, seçimlerle kurulur. Buna karşılık özgürlük her zaman sorumluluk getirir; seçmeyen değil, seçimin sonucunu üstlenmeyen kişi özgür sayılmaz. Zamanla değişen bir öznenin aynı kişi sayılıp sayılmayacağı ise özdeşlik problemi olarak ayrıca ele alınır ve burada beden ile belleğin sürekliliği temel ölçüt olur.
Sık Yapılan Hatalar
- Varlık ile varoluşu aynı saymak: Varlık var olanın ortak özelliği, varoluş ise onun gerçekleşmiş olma biçimidir.
- Sürekli aynı yerde kalmayı varoluş sanmak: Yalnızca tekrar etmek, felsefi anlamda varoluş değildir.
- Mutluluğu hazla özdeşleştirmek: Haz geçicidir, mutluluk ise yaşamın bütünüyle ilişkisi kurulan bir durumdur.
- Özgürlüğü sorumsuzluk sanmak: Seçebilmek, seçimin sonucunu üstlenmeyi de gerektirir.
- Öncül ile varsayımı karıştırmak: Kanıtı sunulmayan temel yargı varsayımdır; sonuca giden akıl yürütmede konan önerme öncüldür.
- Bileşik önermeyi kategorik saymak: Bağlaçla birleşen önermeler bileşiktir, yalnızca tek yüklem taşıyanlar kategoriktir.
Sınav Odaklı Ek Not
Sınavda bu konuya ilişkin sorular genellikle dört biçimde gelir. Tanım sorusu varlık, varoluş, Dasein, gündeliklik, mutluluk ve özdeşlik kavramlarını ister; burada kavramın tek cümlelik tanımını bilmek yeterlidir. Karşılaştırma sorusu iki düşünürün varlık ya da mutluluk anlayışını farklılaştırır; burada ayırt edici anahtar sözcükler, yani dünya, sorumluluk ve değer işe yarar. Hata avı sorusu yanlış kurulmuş bir önermeyi ya da eksik bırakılmış bir açıklamayı gösterir; açıklamada geçen kavramın hangi başlıkla ilgili olduğunu bulmak çözüm yoludur. Akıl yürütme sorusu ise küçük öncülden büyük sonuca giden tümevarımı, genelden özele inen tümdedüksiyonu ya da karşılıklı olumsuz önermelerden yalnızca birinin doğru olabildiği çapraz çürütmeyi sorar. Son olarak önerme türü sorularında yalnızca tek özne ve tek yüklem bulunan genel önerme kategoriktir; bağlaçlı önerme bileşik, belirli bir kümeye ait olan önerme ise aile önermesidir.
Özet ve Kendini Dene
Bu konuda felsefenin varoluş sorusunu, mutluluğun anlamını ve kendi olma meselesini birlikte ele aldık. Varoluş, varlığın gerçekleşmiş olmasıdır; Dasein kavramı, insanın varlığını soran ve dünyada kurulmuş bir varlık olduğunu söyler. Gündeliklik ve otantik varoluş ayrımı, kişinin kendi seçimini ne ölçüde üstlendiğini gösterir. Mutluluk ise hazdan geniş anlamda, yaşamın bütünüyle kurulan ilişkidir.
- Kendini dene: Varoluş ile var olma arasındaki farkı iki cümleyle açıkla.
- Kendini dene: Gündeliklikten otantik varoluşa geçişin aşamalarını sırala.
- Kendini dene: Haz ile mutluluğu ayıran ölçütü örneklerle yaz.
- Kendini dene: Bir önermenin kategorik mi, bileşik mi olduğunu gerekçesiyle belirle.