Konu Anlatımı
Sözlü Edebiyat Nedir?
Sözlü edebiyat, yazıya geçirilmeden önce yaşamış, kuşaktan kuşağa sözle aktarılarak korunmuş edebiyattır. Yazarı çoğunlukla belli değildir; çünkü eser toplumun ortak ürünüdür ve tek bir kişinin eseri sayılmaz. Metinler ezberlenerek yeniden üretildiği için her anlatıcıda küçük değişiklikler görülür. Sözlü edebiyat, yazının bulunmasından önce insanların deneyimini, inancını ve dünya görüşünü nesilden nesile taşımış olması bakımından büyük önem taşır.
Sözlü edebiyatın korunmasındaki temel araç bellektir. Anlatıcı metni ezberden söyler, dinleyici dinler, dinleyen de kendi çevresine anlatır. Bu aktarım zinciri yüzyıllarca sürdüğü için pek çok metin bugüne ulaşabilmiştir. Sözlü edebiyatta kalıplaşmış ifadeler, tekrarlar ve sıralamalar metni ezberlenebilir hâle getirir.
Sözlü Edebiyatın Temel Türleri
Sözlü edebiyatın en eski ve en geniş katmanı destanlardır. Destanlar kahramanların ve toplumların tarihini anlatır. Onun yanında masal, halk hikâyesi, ninni, ağıt, türkü, mani, koşma, deyiş ve atışma gelir. Kısa söz kalıpları arasında atasözü, deyim ve bilmece sayılır. Kent eğlencesi geleneğine bağlı tevkhane de sözlü ürünler arasındadır.
- Uzun anlatı türleri: destan, masal, halk hikâyesi.
- Şiir türleri: türkü, mani, koşma, deyiş, atışma, ağıt, ninni.
- Kısa söz kalıpları: atasözü, deyim, bilmece, tekerleme.
Sözlü Edebiyatın Nazıma Yatkınlığı
Sözlü edebiyatta metinler ağırlıklı olarak nazım biçimindedir. Bunun nedeni ölçü ve uyağın ezberi kolaylaştırmasıdır. Nazım, düzyazıya göre ritmik bir yapıya sahiptir ve anlatıcıdan dinleyiciye aktarılırken kalıbını koruyabilir. Bu yüzden sözlü gelenekte düzyazı oranı düşük kalır; yazıya geçirme sürecinde ise metinler çoğu zaman nazımdan düzyazıya da aktarılabilir.
Yazılı Edebiyat Nedir?
Yazılı edebiyat, yazıya geçirilmiş, yazarı belli olan ve bireysel bir çalışmayla oluşmuş edebiyattır. Metin kâğıtta saklandığı için binlerce yıl boyunca değişmeden aktarılabilir. Yazılı edebiyatta yazar, metnin sahibidir; başka biri metni yeniden kuramaz, yalnızca okuyabilir. Matbaanın yaygınlaşmasıyla eserlerin çoğaltılması kolaylaşmış, okuma alışkanlığı geniş kitlelere yayılmış ve yazılı edebiyat hızla büyümüştür.
Yazılı edebiyat türleri iki ana başlıkta incelenir. Nazım türleri içinde şiir yer alır. Düzyazı türleri içinde ise hikâye, roman, tiyatro, deneme, mektup, günlük, makale, araştırma, anı, biyografi, eleştiri ve çeviri bulunur. Bu türlerin her biri kendi yapısına ve amacına göre incelenir.
Derleme: Sözlü Eserleri Yazıya Geçirmek
Sözlü edebiyat ürünlerinin yazıya geçirilmesine derleme, bu işi yapan kişiye derleyici denir. Derleme, sözlü geleneği korumanın en etkili yoludur. Derleme iki biçimde yapılır: anlatıcının sesli olarak kaydedilip yazıya geçirilmesi ya da derleyicinin metni doğrudan yazması. Sesli kayıt, ezgiyi ve tempoyu da koruduğu için metnin tamamını yansıtır.
Her derlemede metnin değişken olabileceği unutulmamalıdır. Aynı anlatının iki yörede anlatılan iki biçimine varyant denir. Varyant, anlatıcıdan anlatıcıya ve yöreden yöreye değişen doğal bir süreçtir; bu yüzden derlenen metin, geleneğin yalnızca bir hâlini yansıtır.
İki Edebiyat Arasındaki Farklar
Sözlü ve yazılı edebiyat arasındaki en temel fark, metnin sabit olup olmamasıdır. Sözlü edebiyatta metin her icrada yeniden kurulur ve değişebilir. Yazılı edebiyatta metin sabittir; kimse onu yeniden yazamaz. İkinci fark üretim biçimidir: sözlü edebiyat toplumun ortak ürünü, yazılı edebiyat ise bireysel bir eserdir. Üçüncü fark korunma yoludur: sözlü edebiyat bellekle, yazılı edebiyat ise yazıyla korunur.
| Ölçüt | Sözlü edebiyat | Yazılı edebiyat |
|---|
| Oluşum biçimi | Toplumun ortak ürünüdür | Bireysel çalışmayla oluşur |
| Yazar | Genellikle belli değildir | Bellidir |
| Aktarım yolu | Sözlüdür, ezber ve icra ile aktarılır | Yazılıdır, basım ve okuma ile aktarılır |
| Metnin sabitliği | Her anlatıcıda değişebilir | Sabit metindir |
| Temel araç | Bellek, ezgi, jest ve mimiktir | Kâğıt, matbaa ve dijital ortamdır |
| Metin biçimi | Ağırlıklı olarak nazımdır | Nazım ve düzyazı birlikte bulunur |
| Korunma süresi | Yazıya geçirilene kadar aktarıma bağlıdır | Yazı sayesinde uzun süre korunur |
Sözlü edebiyat, yazıdan önce insana ait olan belleğin taşıdığı edebiyattır.
Sözlü Gelenek Bugün de Yaşıyor
Sözlü edebiyat geçmişte kalmış bir alan değildir. Bugün de masal anlatılır, türkü söylenir, ağıt okunur ve atasözleri günlük dilde kullanılır. Bu anlatımlar kayda alındığında sözlü ürün aynı zamanda yazılı edebiyatın konusu hâline gelir. Bir metni sözlü edebiyattan yazılı edebiyata taşıyan en somut aracın derleme olduğu unutulmamalıdır.
Özet
Sözlü edebiyat, yazıya geçirilmeden önce yaşamış, kuşaktan kuşağa sözle aktarılarak korunmuş ve çoğunlukla anonim olan edebiyattır. Yazarı belirsiz olduğu için metinler tek bir sanatçının eseri sayılmaz. Sözlü edebiyatta metinler ağırlıklı olarak nazım biçimindedir; çünkü ölçü ve uyak ezberi kolaylaştırır. Türleri arasında destan, masal, halk hikâyesi, türkü, mani, koşma, deyiş, atışma, ağıt, ninni, atasözü, deyim, bilmece ve tevkhane sayılır. Yazılı edebiyat ise yazarı belli, bireysel ve sabit metinlerden oluşur. Sözlü eserlerin yazıya geçirilmesine derleme denir; bu işi yapan kişi derleyicidir. Aynı anlatının farklı biçimlerine varyant denir. İki edebiyat arasındaki temel fark, metnin sabit olup olmaması ve üretim biçimidir.
Sık Yapılan Hatalar
En sık hata, sözlü edebiyatı yalnızca çok eskiye ait saymaktır. Bugün de anlatılan masallar, söylenen türküler ve anlatılan ağıtlar bu geleneğin yaşadığını göstermektedir. İkinci hata, sözlü edebiyatın düzyazı ağırlıklı olduğunu düşünmektir. Oysa metinler ezberlenerek yeniden üretildiği için nazım oranı yüksektir. Üçüncü hata, derlemeyi yazıya geçirmeyle aynı iş saymaktır. Derleme sözlü ürünlerin kayıt altına alınmasıdır; ise metnin yazıyla anlatılmasıdır. Dördüncü hata ise sözlü edebiyatın yazı olmadığı sürece kaybolacağını sandıktır. Yazı, bu metinlerin bugüne ulaşmasını sağlayan temel araçtır.
Örnek Soru ve Çözümü
Soru: Yazarı belli olmayan, aynı olayın iki yörede iki farklı biçimde anlatıldığı ve hiçbir yazılı metne dönüşmemiş bir anlatı sözlü edebiyatın hangi özelliklerini taşır?
Çözüm: Yazara bağlanamaması, metnin değişken olması ve yazıya geçmemiş olması sözlü edebiyatın üç temel özelliğidir. Aynı anlatının iki yörede farklı biçimde anlatılması ise varyant olarak adlandırılır ve sözlü aktarımın doğal sonucudur. Bu özelliklerin tümü metni sözlü edebiyata taşır.
Ne Öğreneceğiz
Sözlü edebiyatın doğuşu, aktarım yolları ve temel türleri ile yazılı edebiyatın türleri arasındaki farkların, yazıya geçirme ve derleme süreciyle birlikte ele alındığı konudur. Bu konuda ögrenme çıktıları:
- Sözlü ve yazılı edebiyatı tanımlayıp temel farklarını sıralar.
- Sözlü edebiyatın doğuşunu ve aktarım biçimlerini açıklar.
- Sözlü edebiyatın temel türlerini adlarıyla sayar.
- Yazılı edebiyatın türlerini gruplayarak örnek verir.
- Sözlü eserlerin yazıya geçirilme sürecini derleme kavramıyla açıklar.
- Aynı sözlü anlatının yöreden yöreye neden değiştiğini gerekçesiyle açıklar.
- Sözlü edebiyatın yazılı edebiyata etkisine örnek verir.
Ön Bilgi
Bu konuya başlamadan önce temel kavram ve ön koşulları kavramanız yardımcı olacaktır. Konunun çerçevesinde şu kavramlar dikkat ister:
- Sözlü edebiyat yazının bulunmasından önce başlamış ve binlerce yıl boyunca bellek aracılığıyla aktarılmıştır.
- Sözlü edebiyatın çoğunluğu halkın ortak ürünüdür ve yazarı çoğunlukla belli değildir.
- Nazım ağırlıklı olmasının nedeni, metnin ezberlenerek yeniden üretilmesi ve ezgiyle icra edilmesidir.
- Varyant, aynı sözlü anlatının yöreden yöreye ve anlatıcıdan anlatıcıya değişmiş biçimidir.
- Derleme, sözlü edebiyat ürünlerinin yazıya geçirilmesidir; ses kaydıyla da yazıya geçirerek yapılabilir.
- Yazılı edebiyatın metni sabittir; aynı eseri başka biri yeniden kuramaz, bu yüzden değişmezlik görevi görür.
- Matbaanın yaygınlaşması yazılı edebiyatı geniş kitlelere ulaştırmış ve okuma alışkanlığını yaymıştır.
- Bugün de anlatılan masal, söylenen türkü ve anlatılan ağıt, sözlü geleneğin hâlâ yaşadığını gösterir.
Basit Örnek ve Günlük Yaşam
Günlük yaşamda ve mesleki bağlamda bir uygulama:
Soru: Yazarı belli olmayan, her anlatımda bazı ayrıntıları değişen ve yalnızca ezberden anlatılan bir metin hangi edebiyat türüne girer? Gerekçelerinizi yazınız.
- Adım 1: Metnin yazarının belli olup olmadığına bakılır.
- Adım 2: Metnin her anlatımda değişip değişmediği incelenir.
- Adım 3: Metnin yazıya geçirilmiş olup olmadığı sorulur.
- Adım 4: Üç bulgu birlikte değerlendirildiğinde metnin sözlü edebiyata ait olduğu sonucuna varılır.
Sonuç/cevap: Metin sözlü edebiyattır. Yazara bağlanamaması, metnin değişken olması ve yazıya geçmemiş olması sözlü edebiyatın üç temel özelliğidir.
İleri Örnek
Daha ileri bir uygulama:
Soru: Bir masalın yüz yıl sonra roman ve tiyatro konusu hâline gelmesi hangi etki ilişkisini gösterir?
- Adım 1: Kaynak metnin sözlü edebiyat ürünü olduğu belirlenir.
- Adım 2: Kaynak metinden yararlanılarak yeni düzyazı türleri üretildiği görülür.
- Adım 3: Sözlü ürünün yazıya geçirilip yeni bir esere dönüştüğü sonucuna varılır.
- Adım 4: Bu ilişkinin sözlü edebiyatın yazılı edebiyata etkisi olduğu yazılır.
Sonuç/cevap: Bu durum sözlü edebiyatın yazılı edebiyata etkisidir. Sözlü anlatılar yazıya geçirilerek roman, tiyatro ve senaryo gibi yeni türlere kaynak olabilir.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Sözlü mü Yazılı mı Belirleme konusunun adımları:
- Adım 1: Metnin yazarının belli olup olmadığına bakılır.
- Adım 2: Metnin her anlatımda değişip değişmediği incelenir.
- Adım 3: Metnin yazıya geçirilmiş olup olmadığı sorulur.
- Adım 4: Üç bulgu birlikte değerlendirildiğinde metnin sözlü edebiyata ait olduğu sonucuna varılır.
Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Açıklama |
|---|
| Sözlü edebiyat yazının bulunmasından önc | Sözlü edebiyat yazının bulunmasından önce başlamış ve binlerce yıl boyunca bellek aracılığıyla aktarılmıştır. |
| Sözlü edebiyatın çoğunluğu halkın ortak | Sözlü edebiyatın çoğunluğu halkın ortak ürünüdür ve yazarı çoğunlukla belli değildir. |
| Nazım ağırlıklı olmasının nedeni, metnin | Nazım ağırlıklı olmasının nedeni, metnin ezberlenerek yeniden üretilmesi ve ezgiyle icra edilmesidir. |
| Varyant, aynı sözlü anlatının yöreden yö | Varyant, aynı sözlü anlatının yöreden yöreye ve anlatıcıdan anlatıcıya değişmiş biçimidir. |
| Derleme, sözlü edebiyat ürünlerinin yazı | Derleme, sözlü edebiyat ürünlerinin yazıya geçirilmesidir; ses kaydıyla da yazıya geçirerek yapılabilir. |
| Yazılı edebiyatın metni sabittir; aynı e | Yazılı edebiyatın metni sabittir; aynı eseri başka biri yeniden kuramaz, bu yüzden değişmezlik görevi görür. |
| Matbaanın yaygınlaşması yazılı edebiyatı | Matbaanın yaygınlaşması yazılı edebiyatı geniş kitlelere ulaştırmış ve okuma alışkanlığını yaymıştır. |
| Bugün de anlatılan masal, söylenen türkü | Bugün de anlatılan masal, söylenen türkü ve anlatılan ağıt, sözlü geleneğin hâlâ yaşadığını gösterir. |
Kendini Dene
Soru: Bir sözlü edebiyat anlatısının yazıya geçirilme sürecini adım adım anlatınız: kim, nerede, nasıl derlemiş olabilir? Derleme ile derleyici kavramlarını açıklayınız ve bu çalışmanın sözlü gelenek için önemini yazınız.
Örnek cevap: Örnek cevap: Süreç şöyle anlatılır: önce anlatıcının bulunduğu yöre belirlenir, sonra anlatıcıyla görüşülüp anlatı dinlenir, ardından sesli kayıt alınır ya da metin doğrudan yazılır. Kayıt sonrası metin okunarak bölümlere ayrılır ve varsa yerel sözcüklerin karşılıkları not edilir. Derleme, sözlü edebiyat ürünlerinin yazıya geçirilmesi işlemidir; bu işi yapan kişi derleyicidir. Önem başlığında, yazı olmasaydı bu anlatının bugüne ulaşamayacağı, derlemenin geleneği koruduğu ve varyantların da kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarıldığı belirtilir. Puanlama anahtarı: sürecin adım adım anlatılması 8 puan; derleme ve derleyici kavramlarının açıklanması 6 puan; önemin gerekçeli yazılması 5 puan; yazım düzeni 1 puan. Toplam 20 puan.