Konu Anlatımı
Bu konuda ne öğreneceğiz?
Bu konuda Türkçenin ses yapısını ve biçim yapısını düzenli bir sırayla incelemeyi öğreneceksiniz. Önce alfabemizde kaç harf bulunduğunu, ünlü ve ünsüzlerin nasıl gruplandırıldığını, ses değeri ile hece değeri arasındaki farkı öğreneceksiniz. Ardından ünsüz olayları olan yumuşama, benzeşme ve kaynaştırmayı örnekleriyle tanıyacaksınız. İkinci bölümde ad çekimi eklerinin kökün son ünsüzüne ve son ünlüsüne göre nasıl seçildiğini, fiillerde düzenli tabanın nasıl bulunduğunu öğreneceksiniz. Son bölümde sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç ve ünlemi tanımlarıyla ayırt edeceksiniz. Bu başlıklar, ileride karşılaşacağınız yazım ve okuma hatalarının nereden geldiğini anlamanızı sağlar.
Türkçe Alfabesi: 8 Ünlü ve 21 Ünsüz
Türkçe alfabesi toplam 29 harften oluşur. Bunların 8'i ünlü, 21'i ünsüzdür. Ünlüler düz ve yuvarlak olmak üzere ikiye ayrılır. Düz ünlüler a, e, ı, i; yuvarlak ünlüler o, ö, u, ü heceleridir. Ünsüzler de üç kümeye ayrılır ve bu kümeleme ileride eki belirleyecek en önemli ayrımdır.
- Sert ünsüzler (7): ç, f, h, k, p, s, t.
- Yumuşak ünsüzler (7): b, c, d, g, ğ, v, z.
- Ne sert ne yumuşak ünsüzler (7): j, l, m, n, r, ş, y.
Bu üçlü ayrım keyfî değildir. Kökün son ünsüzü sert olduğunda eki de sertleştirilir, yumuşak olduğunda yumuşatılır; üçüncü kümedeki ünsüzler ise hangi grupta yer aldıklarına göre değerlendirilir. Bu yüzden bir sözcüğün eki, o sözcüğün son sesinden yola çıkarak seçilir.
Ses Değeri ile Hece Değeri
Ses değeri, harfin yalnızca kendisinden okunduğunda çıkardığı sestir. Hece değeri ise harfin hece içindeki konumuna göre aldığı değerdir. Aynı harf sözcük içinde değişik yerde okunduğunda farklı sesler verebilir. Bu yüzden okurken harflere değil, hecelere bakmak gerekir.
Heceyi belirleyen temel kural şudur: bir hece daima ünlüyle başlar ve ünsüzle biter. Bu kural, bir sözcükteki hece sayısının ünlü sayısına eşit olduğunu da gösterir. Aynı kural, hece biçimlerini de belirler: ünsüzle bitmeyen heceye açık, ünsüzle biten heceye kapalı hece denir.
Ünsüz Olayları
Ünsüzler bazı olaylarla birbirine dönüşebilir. Bu olaylar kural değil, sözcüğün kendi yapısından doğan durumlardır ve üçü birbirinden ayrılmalıdır.
| Olay | Tanım | Örnekler |
|---|
| Ünsüz yumuşaması | Kök ünsüzün, ek başındaki ünsüze uymasıdır. | çocuk → çocuğum · bıçak → bıçağım · küçük → küçüğüm · kitap → kitabı |
| Ünsüz benzeşmesi | Sözcüğün kendi içindeki komşu ünsüze uymasıdır. | ağaç · oğlak · çığlık · sağlık · yağmur · sağır |
| Ünsüz kaynaştırması | İki ünsüzün tek ünsüze inmesidir. | kırk · altı → ağdı · altın → ağdın |
Yumuşamada olay ekin başında gerçekleşir. Benzeşmede ise sözcük, kendi içinde değişime uğramış olarak bulunur. Kaynaştırmada iki ünsüz tek ünsüze iner. Yumuşamayı örneklerken ek başındaki ünsüze, benzeşmeyi örneklerken komşu ünsüze bakmak, karışmayı önler.
Ünlü Uyumu ve Ünsüz Uyumu
Düz ünlü uyumu, a, e, ı, i ünlüleriyle sert ünsüzlerin bir araya gelmesidir: kapı, tatlı, sıcak, çocuk, kitap. Yuvarlak ünlü uyumu ise o, ö, u, ü ünlüleriyle yumuşak ünsüzlerin birleşmesidir: buz, kuzu, doğru, oğuz, buğu. Bu görünüşte kural gibi bir örüntüdür; ancak düzensiz sözcüklerde uyum bozulabilir. Yuvarlak ünlüye sert ünsüz gelen yarın, şimdi, oyun, sabah ve bugün sözcükleri bu bozulan uyumu gösterir.
Heceyi Belirleyen Dört Kural
Bir sözcükte birden çok ünsüz grubu ya da ek varsa heceleri şu dört kural belirler.
- Birinci kural: İki ünsüzden oluşan kümeli fiiller önceki hecenin sonuna bağlanır: çık-mak, git-mek.
- İkinci kural: d ya da t harfinden önceki ünsüz önceki heceye bağlanır: ki-tap-ta-ki, mad-de, na-kit.
- Üçüncü kural: Ünsüzle başlayan ek önceki heceye bağlanır: git-mek, gör-düm.
- Dördüncü kural: Birleşmede ikinci sözcüğün baş ünsüzü, ilk sözcüğün son ünsüzüne bağlanır: göz+lük → gö-zlük.
Bu kurallara göre hece kapalı (sağ, kitap), açık (göz, el), kapalı-açık (sıcak-tır, ağaç-ta) ya da kapalı-açık-açık (saç-lık-sa) biçiminde olabilir. Çok heceli sözcüklerde hece vurgusu şu sırayla düşer: dört hecelide 1. ve 3., beş hecelide 2. ve 4., altı ve daha çok hecelide 3. seste.
Morfoloji: Ad Çekimi Ekleri
Morfoloji, sözcüklerin köküne eklenen eklerle biçim kazanmasını inceler. Türkçede ad çekimi ekleri hâle göre değişir ve ek seçimi kökün son sesine bağlıdır.
| Hâl | Ek |
|---|
| Tamlayan (I.) / Belirtme | -ı, -i, -u, -ü |
| Tamlayan (II.) / İyelik | -ın, -in, -un, -ün |
| Yönelme | -a, -e, -da, -de, -ta, -te |
| Bulunma | -da, -de, -ta, -te |
| Ayrılma | -dan, -den, -tan, -ten |
| Çokluk | -lar, -ler |
| Vasıta | -la, -le, -yla, -yle |
| Benzetme | -ca, -ce, -ça, -çe |
| Ölçü / Toplama | -da, -de |
Eki seçerken iki soruya bakılır. Kökün son ünsüzü sert olduğunda yönelme, bulunma ve ayrılma eki -ta, -te, -tan, -ten olur: kitap-ta, çocuk-ta, toprak-tan. Kök yumuşak ya da yumuşamaya uygun bir ünsüze bitiyorsa ek -da, -de, -dan, -den olur: ev-de, ev-den, göz-de, göz-den. Düz köke düz ek, yuvarlak köke yuvarlak ek gelir: gök-te, gül-de. -a, -e ekinde ünsüz yumuşaması olur: kitap → kitabı, ağaç → ağacı, toprak → toprağı. İyelik eki ise kökün son ünsüzüne göre yumuşar: göz-üm, ev-im.
Ad çekimi dört adımda yapılır: kökü bul, son ünsüze bak (sert mi yumuşak mı), son ünlüye bak (düz mi yuvarlak mı), eki seç. Bu sırayı atlamak, ek seçiminde hata yapmanın en yaygın nedenidir.
Fiillerde Taban, Çatı ve Ekler
Fiil tabanı, çatısız, kişisiz ve zamansız hâldir. Düzenli fiillerde taban, fiilden -dık, -dı, -du, -dü eki çıkarılınca bulunur: gör, sev, git. Çatı eki ise kişi ve zaman bilgisini taşır. Düzenli fiilde bu ekler sevi-yor, sev-di, seve-cek biçiminde düzenli değişir. Düzensiz fiilde ise gidi-yor, git-ti, gide-cek biçiminde düzensizdir; düzensiz fiillerin tabanı bu yüzden ek çıkarma yoluyla bulunamaz.
Fiillere eklenen başlıca ekip ve çatı ekleri şunlardır.
- İsim-fiil ekleri: -mak, -mek.
- Ortaç ekleri: -dık, -dık, -duk, -dük, -tık, -tık, -tuk, -tük.
- Olumsuzluk eki: -ma, -me. Uyarım eki: -sın, -sin, -sun, -sün.
- Gereklilik eki: -meli, -mali, -müli. Olasılık eki: -abilir, -ebilir.
- Edilgen ek: -ıl, -il, -ul, -ül. Abdal ekleri: -sız, -siz, -suz, -süz.
Fiiller yapı bakımından üçe ayrılır. Basit fiil tek çekimli fiildir (geldi). Bileşik fiilde bir fiilimsi başka bir fiille birleşmiştir (gidip gelmek). Birleşik fiilde ise fiilimsi isimle kurulmuştur (hesap yapmak, karar vermek, su içmek). Fiilde çatı ise ikiye ayrılır: etkende özne işi kendisi yapar, edilgende özne nesne üzerinde tasarruf yapmaz; edilgen yapı -dır, -mış ekleriyle kurulur.
Sıfat, Zarf, Zamir, Edat, Bağlaç ve Ünlem
Sıfat ismi nitelendirir ve isimden önce gelir: tatlı bir elma. Zarf ise fiili ya da sıfatı durum, zaman, miktar, yer ve yön bakımından belirtir; fiilden ya da isimden türeyebilir ve özneden önce gelir. Zamir, yerine geçtiği sözcüğün cümle içindeki görevine göre değerlendirilir: düşman, bu, şu, kim, ne ad türü zamirdir; onu, beni, seni ise -fiil (nesne) zamiridir. Yalın hâlde kullanılan zamir ad tamamlayıcısı, ekli hâlde kullanılan zamir ise nesne olur.
Edat da kendisinden sonra gelen sözcük grubuna göre adlandırılır: evde bulunma, eve yönelme, evden ayrılma edatı; düşününce tümleç edatı; gibi, kadar, için bağlaç edatı. Bağlaç sözcük, öbek veya cümlecikleri birbirine bağlar. Ünlem ise beğenme, şaşırma, sevinme, korku, öfke ve acı bildirir: Ayrıldık şu mektuptan! Ah!
Basit Örnek
Günlük dilde şu cümle sık duyulur: Çocuk, elindeki kitabı arkadaşına gösterdi. Burada ünsüz yumuşaması vardır: kitap → kitabı. Yumuşama, kökün son ünsüzü olan p ile ek başındaki i sesinin uyumundan doğar. Aynı sözcük bulunma ekiyle kullanılsaydı sertleşmiş biçimde kitap-ta olurdu. Yumuşama ile sertleşme, hep aynı ses ölçütüne dayanır.
İleri Örnek
Şu cümle birden çok kuralı bir arada denetler: Köylüler gözleri yaşararak küçük çocuklarını kucaklarına aldılar. Birincisi, göz-ler çözümlemesinde dördüncü kuralın işlediğini gösterir. İkincisi, çocuk-lar çözümlemesinde ünsüzle başlayan ekin önceki heceye bağlandığını ortaya koyar. Üçüncüsü, aldı-lar fiilinde ikinci çoğul kişi ekinin katıldığını gösterir. Sonuncusu, küçük sözcüğündeki k ile çocuk sözcüğündeki c sesinin ayrı ayrı düşünülmesi gerektiğidir.
Özgün örnek paragraf: Savaş sonrası yıkılan köyün okuluna yeni kitaplar taşındı. Çocuklar sınıra girer girmez raflara koştu; kimi kitabı kucağına aldı, kimi yerde oturup ilk sayfayı çevirdi. Küçük bir kız, annesine dönerek şunları söyledi: Bu kitapta bir de bizim köyümüz var. Kimse ona karşı çıkmadı; çünkü o cümle, bütün günün tek cümlesiydi.
Özgün örnek dize: Harflerin arasında yürürken nefesim sayılıyor;
her ünsüz yumuşuyor, her hece bir yer buluyor.
Sık Yapılan Hatalar
- Yanlış: Toprakdan biçiminde yazmak. Doğru: Kök toprak sert ünsüze bittiği için ayrılma eki -tan biçiminde sertleşir: toprak-tan.
- Yanlış: Kitapda yerine kitapta demek. Doğru: Bulunma eki kökün son ünsüzüne göre seçilir; kitap serttir, bu yüzden kitap-ta olur.
- Yanlış: Ünsüz yumuşamasını ünsüz benzeşmesi sanmak. Doğru: Yumuşama ek başında, benzeşme sözcüğün kendi içinde gerçekleşir.
- Yanlış: Dört kuralı denetlemeden hece saymak. Doğru: Kümeli fiil, d/t öncesi ünsüz, ünsüzle başlayan ek ve birleşme için sırasıyla dört kural ayrı ayrı uygulanır.
- Yanlış: Her hecede ünsüz bulunacağını düşünmek. Doğru: Hece ünlüyle başlar ve ünsüzle biter; açık hecede ünsüz yoktur: göz, el.
Özet
Türkçe alfabesi 29 harften oluşur; bunların 8'i ünlü, 21'i ünsüzdür. Ünsüzler sert, yumuşak ve ne sert ne yumuşak olmak üzere üç kümede toplanır ve bu ayrım ekin sertleşmesini ya da yumuşamasını belirler. Ünsüz yumuşaması ek başında, benzeşme sözcük içinde, kaynaştırma ise iki ünsüzün tek ünsüze inmesinde görülür. Hece ünlüyle başlar ve ünsüzle biter; dört kural çok heceli sözcüklerin hecelenmesini yönlendirir, hece biçimleri kapalı ve açık olarak sınıflandırılır. Morfoloji bölümünde ad çekimi ekleri kökün son ünsüzüne ve son ünlüsüne bakılarak dört adımda seçilir. Fiillerde taban, çatı eki ve ekip-çatı ekleri; sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç ve ünlem de aynı mantıkla incelenir.
Ön Bilgi
Bu konuya başlamadan önce temel kavram ve ön koşulları kavramanız yardımcı olacaktır. Konunun çerçevesinde şu kavramlar dikkat ister:
- Sert ve yumuşak ünsüz ayrımı ekin değil sözcüğün son sesini belirler; ek seçimi buna göre yapılır.
- Ünsüz yumuşaması ek başında, ünsüz benzeşmesi sözcüğün kendi içinde gerçekleşir.
- Bir hece daima ünlüyle başlar ve ünsüzle biter; açık hecede ünsüz bulunmaz.
- Ad çekiminde ek seçimi kökün son ünsüzüne ve son ünlüsüne bakılarak dört adımda yapılır.
- Fiil tabanı çatısız, kişisiz ve zamansız hâldir; düzenli fiillerde -dık, -dı, -du, -dü eki çıkarılarak bulunur.
- Zamir, yerine geçtiği sözcüğün cümle içindeki görevine göre ad ya da -fiil zamiri olarak değerlendirilir.
- Ünlü uyumu düzensiz sözcüklerde bozulabilir; yarın, şimdi, oyun, sabah ve bugün bu duruma örnektir.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Ad Çekiminde Ek Seçimi konusunun adımları:
- Adım 1: Sözcüklerin köklerini yalnızlaştırınız: kitap, ev ve gök.
- Adım 2: Köklerin son ünsüzlerine bakınız: kitap serttir, ev ve gök yumuşaktır.
- Adım 3: Sırasıyla ayrılma eki (-tan), ayrılma eki (-den) ve bulunma eki (-te) bulunur.
Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Açıklama |
|---|
| Sert ve yumuşak ünsüz ayrımı ekin değil | Sert ve yumuşak ünsüz ayrımı ekin değil sözcüğün son sesini belirler; ek seçimi buna göre yapılır. |
| Ünsüz yumuşaması ek başında, ünsüz benze | Ünsüz yumuşaması ek başında, ünsüz benzeşmesi sözcüğün kendi içinde gerçekleşir. |
| Bir hece daima ünlüyle başlar ve ünsüzle | Bir hece daima ünlüyle başlar ve ünsüzle biter; açık hecede ünsüz bulunmaz. |
| Ad çekiminde ek seçimi kökün son ünsüzün | Ad çekiminde ek seçimi kökün son ünsüzüne ve son ünlüsüne bakılarak dört adımda yapılır. |
| Fiil tabanı çatısız, kişisiz ve zamansız | Fiil tabanı çatısız, kişisiz ve zamansız hâldir; düzenli fiillerde -dık, -dı, -du, -dü eki çıkarılarak bulunur. |
| Zamir, yerine geçtiği sözcüğün cümle içi | Zamir, yerine geçtiği sözcüğün cümle içindeki görevine göre ad ya da -fiil zamiri olarak değerlendirilir. |
| Ünlü uyumu düzensiz sözcüklerde bozulabi | Ünlü uyumu düzensiz sözcüklerde bozulabilir; yarın, şimdi, oyun, sabah ve bugün bu duruma örnektir. |
Kendini Dene
Soru: Aşağıdaki parçada geçen ünsüz olaylarını bulunuz ve türlerini yazınız: Küçük çocuk, ağacın altında beklerken yağmura kaldı; kitapları ıslanmamak için çantasına hızla koydu.
Örnek cevap: Parçada ünsüz benzeşmesi üç yerde vardır: çocuk sözcüğündeki ç, oğlak tipi komşu ünsüze uymuştur; ağacın ve yağmuru sözcüklerinde a ile g birbirine uymuştur. Ayrıca ıslanmamak ve koydu sözcüklerinde ünsüz kaynaştırması yoktur; ıslan- ve koy- biçimleri kaynaşmamıştır. Küçük ve çantası sözcüklerinde ise ünsüz yumuşaması görülür: küçük sözcüğünün k ünsüzü ek başındaki ü ünsüzüne uymuştur.