Konu Anlatımı
Bu konuda ne öğreneceğiz?
Bu bölümde Türk modernleşmesinin toplumsal alan ile hukuk ve sağlıkta nasıl kurumsallaştığını inceleyeceğiz. Toplumsal alanda şapka ve kılık kıyafet düzenlemesi, takvim, saat ve ölçülerdeki değişiklik ve Soyadı Kanunu; hukuk alanında yeni kanunların hazırlanması ve yürürlüğe konması; sağlık alanında ise bakanlığın kurulması, sağlık programları ve hastanelerin açılması ele alınacaktır. Ortak ölçüt şudur: devlet, günlük hayatı belirleyen kuralları kanunlaştırarak toplumu çağdaşlaştırmayı amaçlamıştır.
Ön bilgi: Osmanlı'da bu alanlar nasıl görünüyordu?
Osmanlı'da toplumsal alandaki en belirgin sorun kılık kıyafette birlik bulunmamasıydı. Memurlar rütbelerine, din adamları mensup oldukları dine, halk ise yaşadığı bölgenin iklimine ve geleneğine göre giyiniyordu. Hukukta İslam hukuku kuralları Mecelle adıyla derlenmiş bir metin hâlinde uygulanıyordu; bu derleme Ahmet Cevdet Paşa tarafından hazırlanmıştı. Sağlıkta ise salgın hastalıklar yaygındı, koruyucu hekimlik düşüncesi henüz kurumsallaşmamıştı. Karşılaştırmalı tablo hazırlanırken bu üç başlık esas alınır.
Yeni devlet bu alanların üçünde de yukarıdan aşağıya bir düzenleme arzısı duydu. Ancak inkılapların başarısı yalnızca kanunların çıkarılmasıyla değil, halkın günlük hayatına yansımasıyla ölçülür. Bu yüzden sorularda yalnızca tarih değil, uygulamanın toplumdaki karşılığı da aranır.
Basit örnek: şapka ve kılık kıyafet
Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında Kastamonu'ya yaptığı gezide kıyafetimizin değişmesi gerektiğini açıklamış ve şapkayı tanıtmıştır. Bu açıklamadan sonra memurlar pek çok şehirde kendi inisiyatifleriyle şapka giymeye başlamıştır. 25 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen kanunla milletvekilleri ve devlet memurları için şapka giymek zorunlu hâle getirilmiş, şapka millî serpuş olarak kabul edilmiştir. Üç yıl sonra çıkarılan kanunla din adamlarının dinî kıyafetlerini ibadet yerleri dışında giymeleri yasaklanmıştır. Böylece dış görünüşteki farklılık ortadan kaldırılarak toplumun çağdaş bir görünüme kavuşması amaçlanmıştır.
İleri örnek: takvim, saat ve ölçüler ile Soyadı Kanunu
Hicri ve Rumi takvim yerine miladi takvim ve uluslararası saat sistemi 26 Aralık 1925'te kabul edilmiş, 1 Ocak 1926'dan itibaren uygulamaya konmuştur. Böylece yılbaşı 1 Ocak olarak belirlenmiş, resmî işlemlerde uluslararası tarih düzeni kullanılmaya başlanmıştır. 20 Mayıs 1928'de Arap rakamları yerine uluslararası rakamlar kabul edilmiş, 1931'de okka, endaze ve arşın gibi eski ölçü birimleri yerine uluslararası ölçü ve ağırlık birimleri benimsenmiştir. Hafta tatili de cumadan pazara çevrilmiştir.
Osmanlı'da insanların çoğunun soyadı yoktu; ayırt edici olarak yer adları, ana baba adları veya lakaplar kullanılıyordu. Bu durum okul, tapu, askerlik ve nüfus işlemlerinde karışıklık yaratıyordu. 21 Haziran 1934'te kabul edilen Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşının bir soyadı taşıması zorunlu hâle getirildi; ağa, hacı, bey, efendi, paşa gibi ayrıcalık belirten unvan ve lakaplar yasaklandı. 24 Kasım 1934'te Mustafa Kemal Paşa'ya Atatürk soyadı verildi. Kanun, toplumda eşitliği sağlayan bir düzenleme olarak değerlendirilir.
Hukuk alanında yapılan inkılaplar
Osmanlı'da uygulanan Mecelle, zaman içinde yetersiz kalmıştı. Yeni devlet, çağdaş bir toplum düzeni kurmak için İsviçre Medeni Kanunu'nu esas aldı. Hukukçulardan oluşan bir komisyon bu kanunu Türkçeye çevirip gerekli eklemeleri yaparak 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi'ni hazırlamıştır. Bu kanun 17 Şubat 1926'da kabul edilmiş, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girmiştir. Türk Ceza Kanunu 1 Mart 1926'da, Türk Borçlar Kanunu 22 Nisan 1926'da kabul edilmiştir.
Medeni Kanun ile kadın ve erkek arasında hukuki eşitlik kurulmuştur. Kadınlar boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı kazanmış; miras ve mahkemelerde şahitlik konusunda kadın ile erkek arasındaki fark kaldırılmıştır. Aile hukukunda tek eşlilik esastır; erkeklerin çok eşliliği ortadan kaldırılmış, evlenme yaş sınırı getirilmiş, evlenmede kadının rızası ve resmî nikâh zorunlu hâle getirilmiştir. 1930'da kadınlara belediye seçimlerinde, 1934'te ise genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı tanınmış; 8 Şubat 1935'te TBMM'de ilk kadın milletvekilleri göreve başlamıştır. 1936 tarihli İş Kanunu ile çocuk ve kadın işçilerin çalışma şartları koruma altına alınmıştır.
Sağlık alanında yapılan inkılaplar
Sağlık hizmetlerinin devletin temel görevlerinden biri sayılması, 2 Mayıs 1920'de kabul edilen 3 sayılı kanunla Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti adıyla ayrı bir bakanlığın kurulmasıyla başlamıştır. Bakanlığın ilk bakanı Dr. Adnan Adıvar olmuştur. Bu ad, sağlığın yalnızca kişisel bir sorumluluk değil, birlikte düzenlenmesi gereken bir iş olduğunu göstermektedir.
1925'te hazırlanan Sağlık Çalışma Programı ile yedi temel hedef belirlenmiştir: devlet sağlık örgütünü genişletmek; hekim, sağlık memuru ve ebe yetiştirmek; numune hastaneleri ile doğum ve çocuk bakımevleri açmak; sıtma, verem, trahom, frengi ve kuduz gibi hastalıklarla mücadele etmek; sağlıkla ilgili yasalar yapmak; sağlık ve sosyal yardım örgütünü köye kadar götürmek; merkez hıfzıssıhha enstitüsü ve okulu kurmak. 1924'te Ankara, Sivas, Erzurum ve Diyarbakır'da numune hastaneleri hizmete başlamış; 1930'da kabul edilen Umumî Hıfzıssıhha Kanunu ile halk sağlığını koruyucu düzenlemeler sistemli hâle getirilmiştir. Cumhuriyetin ilk tıp fakültesi olan bir üniversite Tıp Fakültesi 1945'te açılmıştır.
Kavram karşılaştırma tablosu
| Ölçüt | Toplumsal alan | Hukuk | Sağlık |
|---|
| Temel düzenleme | Şapka kanunu, takvim kanunu, Soyadı Kanunu | Medeni, Borçlar, Ceza ve İş Kanunları | yetkili birim, Umumî Hıfzıssıhha Kanunu |
| Amaç | Çağdaş dış görünüş ve eşitlik | Laik, yazılı ve kadın-erkek eşitliğine dayalı düzen | Halk sağlığını korumak ve tedaviyi yaygınlaştırmak |
| Uygulama biçimi | Yasaklama ve zorunluluk | Kanunla hak ve borç düzenlemesi | Kurum, bütçe ve personel aracılığıyla hizmet |
| Örnek düzenleme | 25 Kasım 1925 şapka kanunu | 17 Şubat 1926 Medeni Kanun | 2 Mayıs 1920 bakanlığın kuruluşu |
Tablodan çıkarılacak sonuç şudur: üç alanda da kanun ve kurum birlikte kullanılmıştır. Toplumsal alanda bireyin dış görünüşü ve adı düzenlenirken, hukukta hak ve borçlar, sağlıkta ise devletin hizmet yükümlülüğü tanımlanmıştır.
Sık yapılan hatalar
- Şapka kanununun tarihini takvim kanununun tarihiyle karıştırmak. Şapka kanunu 25 Kasım 1925, takvim kanunu 26 Aralık 1925'tir.
- Soyadı Kanunu'nu 1935'te kabul edilmiş saymak. Kanun 21 Haziran 1934'te kabul edilmiş, 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girmiştir.
- Medeni Kanun'un kabul tarihi ile yürürlük tarihini ayırt edememek. Kabul 17 Şubat 1926, yürürlük 4 Ekim 1926'dır.
- yetkili birim kuruluşunu Cumhuriyetin ilanından sonra saymak. Bakanlık 2 Mayıs 1920'de, Milli Mücadele sırasında kurulmuştur.
- Bu inkılapların yalnızca biçimsel olduğunu düşünmek. Kıyafet, takvim ve soyadı düzenlemesi doğrudan günlük hayatı ve devlet-vatandaş ilişkisini değiştirmiştir.
Sınav odaklı ek not
Tarih sorusu: Şapka, takvim, Medeni Kanun, yetkili birim tarihlerini tek bir zaman çizelgesinde sıralayın; karıştırma en sık hatadır.
Karşılaştırma sorusu: Toplumsal alanda ağırlıklı olarak yasaklama ve zorunluluk, hukukta hak tanıma, sağlıkta ise kurumlaşma öne çıkar; bu yönüyle şıkları eleyin.
Neden sorusu: Neden yapıldı sorusunda dış görünüşün çağdaşlaştırılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması üç ayrı gerekçedir; tek bir gerekçe ile cevaplanmamalıdır.
Kişi sorusu: yetkili birim ilk bakanı Dr. Adnan Adıvar, 1926 kanunlarının siyasal ve hukukî yüzü ise Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt'tur.
Özet ve kendini dene
Toplumsal alanda şapka kanunu, takvim-saat-ölçü değişikliği ve Soyadı Kanunu; hukukta 1926'da kabul edilen Medeni, Borçlar ve Ceza Kanunları ile İş Kanunu; sağlıkta ise 2 Mayıs 1920'de kurulan Sağlık ve Sosyal yetkili birim ve 1925 Sağlık Çalışma Programı öne çıkar. Kendini dene: şapka kanununu, takvim kanununu ve Soyadı Kanunu'nu tarihleriyle yaz; Medeni Kanun'un kabul ile yürürlük tarihini ayır; sağlık alanındaki yedi hedefin en az üçünü say.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Şapka kanununun gerekçesi konusunun adımları:
- Adım 1: Osmanlı'da memurların, din adamlarının ve halkın farklı farklı giyindiğini belirle.
- Adım 2: Bu farklılığın toplumda ortak bir görünüm oluşturamadığını tespit et.
- Adım 3: Şapkanın millî serpuş sayılarak ortak bir görünüm sağlandığını sonuca bağla.