Konu Anlatımı
Bu Konuda Ne Öğreneceğiz?
Bu konuda bilimin statüsünü, yani bilimsel bilginin neden başka bilgi biçimlerinden ayrıldığını; bilimsel açıklamanın nasıl kurulduğunu ve hangi türlerde olabileceğini inceleyeceğiz. Ayrıca bilimin kendisine biçmediği soruları, yani değer, anlam ve en iyi sorularını ele alacağız. Bir kuramın neden iyi açıkladığını anlamadan önce, açıklamanın ne anlama geldiğini bilmek gerekir.
Ön Bilgi: Bilgi Türleri ve Bilimin Yeri
Bilgi; gündelik bilgi, sağduyu, mit, din, felsefe, sanat ve bilim olarak farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Bilimin ayırt edici yanı, iddialarının deney ve gözlemle sınanabilmesi ve bu sınamanın sonucunun herkes için aynı ölçüde geçerli olmasıdır. İnsanın tarih boyunca öne sürdüğü görüşlerin çoğu denetlenemediği için düşmüştür; buna karşılık merak ettiği için sorguladığı ve ölçtüğü iddialar birikim yaratmıştır. Bu birikimin kurumsal biçimi, kendi dilini, yöntemini ve değerlendirme ölçütünü olan bilim topluluğudur.
Bilim, kendisi hakkında düşünen bir alan olarak felsefeden ayrılır. Felsefe kavramları ve ilkeleri tartışır; bilim ise bu ilkeleri belirli bir yöntemle uygular. Bilimin doğru dediği şey, kanıtlanmış bir son değil, şimdilik yanlışlanmamış ve eldeki en iyi açıklamadır. Bu yüzden bilimsel bilgi, kesin bir tabloyu değil, düzeltmeye açık bir ölçümü andırır.
Basit Örnek: Açıklamayı Tanımak
Bir cismin ısıtıldıkça genleşmesini açıklamak isteyen bir araştırmacı, önce olayı betimler: Cisim ısıtıldığında hacmi büyür. Betimleme, olayın nasıl göründüğünü söyler; açıklama ise neden böyle olduğunu söyler. Araştırmacı, cismin içindeki parçacıkların hareketliliğinin arttığını ve bunun hacim değişimine yol açtığını ortaya koyduğunda betimlemeden açıklamaya geçmiştir. Açıklamada iki bölüm vardır: açıklanan önerme ile onu destekleyen önermeler kümesi.
Bu iki bölümü karıştırmak, açıklamayı anlamanın en sık görülen hatasıdır. Açıklanan önerme bulgudur, onu destekleyen bölüm ise kuramdır. Bir kuram, kendi başına hiçbir gözlemi açıklamaz; gözlemleri açıklama biçimini sunar.
İleri Örnek: Açıklamanın Adım Adım Kuruluşu
İyi bir bilimsel açıklama dört adımda kurulur. Birinci adım, ilgili olgu kümesini gözlemlemektir. İkinci adım, olgular arasında düzenli bir ilişki bulmaktır. Üçüncü adım, bu ilişkiyi genel bir kurala bağlayan bir kuram önermektir. Dördüncü adım, kuramın öngördüğü sonuçların yeni gözlemlerle karşılaştırılmasıdır. Karşılaştırma kuramı güçlendirir ya da zayıflatır.
Dördüncü adımda kuramın kendisi doğrudan sınatılmaz; onun yanındaki yardımcı varsayımlar da sınanır. Bu yüzden bir olayın açıklanamaması, tek bir varsayımın hatalı olduğunu tek başına göstermez. Açıklamanın gücü, kaç varsayıma dayandığıyla değil, bu varsayımların sınanabilir olmasıyla ölçülür.
Bilimsel Açıklamanın Temel Tipleri
Kanonik (mantıksal-nomolojik) açıklama: Hempel'in modelinde açıklanan önerme, yasalardan mantıksal olarak türetilir. Kalp atışının açıklanması, kalbin pompalama işlevini yerine getirmesiyle verilebilir.
Koşulcu açıklama: Olay, kendisiyle birlikte bulunan koşullarla açıklanır. Aynı iki malzemenin aynı sıcaklıkta erimesi, yine aynı iki malzemenin aynı basınçta erimesiyle birlikte gider; bu birliktelik koşullu bir açıklamadır.
Mekanizma temelli açıklama: Olayı üreten parçaların birbirini nasıl etkilediği gösterilir. Nedensel karşılaştırmalı açıklamada yalnızca neden ile sonucun birlikte görüldüğü söylenir; mekanizma açıklamasında ise aradaki süreç açılır.
İşlevsel (amaçsal) açıklama: Aristoteles'in dört nedeni içinde bir organın elde tutma işlevini açıklayan yorum, varlığını görevine bağlar. Bu gelenek, sonraki yüzyıllarda bir sistemin düzenli işleyişini parçaların rolleriyle betimleyen işlevsel tanımlarda sürer.
İstatistiksel açıklama: Kuram, tek bir olayı değil bir eğilimi açıklar. Öngörü bütün durumlarda değil, olasılıksal olarak başarılıdır. Bu tür açıklamada ortalama bir güvenilirlik vardır, kesin bir zorunluluk yoktur.
Bilimin Statüsü ve Meşrulaştırma Sorunu
Bilimin statüsü, onun dünya hakkında öne sürdüğü iddiaların ne ölçüde temellendiğiyle ilgilidir. Yanlışlanabilirlik, bu alandaki en güçlü ölçüttür: bir kuram, en zayıf olasılıkta bile yanlışlanabilir olmalıdır. Kesin doğrulama ise hiçbir zaman mümkün değildir; deneyler, kuramın doğru olduğunu değil, yanlış olmadığını gösterir.
Yanlışlamanın sınırı vardır. Duhem ve Quine, tek bir önermenin tek başına sıanamayacağını, sınamanın kuramla yardımcı varsayımları birlikte sınatacağını savunur. Kuhn ise gözlemin kuramdan bağımsız bir pencere olmadığını, görülenin ne olduğuna kuramın karar verdiğini belirtir. Bu iki uyarı, kuram çürütüldü denmesini daha özenli kılar.
Bilim topluluğu bu meşrulaştırmanın kurumsal tarafını oluşturur. Yayınlar eş değerlendirmeden geçer; araştırmacılar özgürce kuşkucu olabilir; verilerin uydurulması, çalınması ya da kaynak gösterilmemesi araştırma sahteciliği sayılır. Bilimin güvenilirliği, bu kurumsal ölçütlerle korunur.
Bilimin Sınırları ve Yanıtlamadığı Sorular
Yöntemin dayandığı ölçüm, olgusal ve ölçülebilir olanla sınırlıdır. Bu yüzden bilim, hangi dünya daha güzel, mutlu olmak nasıl bir şeydir ya da iyi bir hayat nasıl kurulur gibi sorulara yanıt vermez. Bunlar değer yüklüdür ve yöntemin ölçüsüne girmez.
Hume ispatı, olgusal bir önermeden değer yüklü bir sonuca geçilemeyeceğini söyler. Bu sınır, bir tedavinin daha etkili olduğu gözlemi yapıldıktan sonra bu tedavi daha iyidir yorumu eklenmeye çalışıldığında hatırlatılır. Benzer biçimde bir cümleye yalnızca olmalıdır yükümlülüğü eklenmesi, betimleyici bir cümleyi normatif bir cümleye dönüştürür; bu da deneysel olarak sınanamaz.
Weber, bilimin ne olması gerektiğini söyleyemeyeceğini, yalnızca ne olduğunu söyleyebileceğini savunur ve değer yargısı ile bilimsel çalışma arasında mesafe bırakılmasını ister. Wittgenstein ise olgusal olmayan önermeler hakkında susulması gerektiğini söyler. Sınırları bilmek, bilimin gücünü anlamanın da parçasıdır.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Ne yapar? | Örnek | Güçlü yanı | Sınırlayıcı yanı |
|---|
| Betimleme | Olayın görünüşünü söyler | Cisim ısıtılınca genişler | Veriye sadık kalır | Nedeni söylemez |
| Açıklama | Olayın nedenini gösterir | Parçacık hareketi hacmi büyütür | Bağlantıyı görünür kılar | Gözlem dışına çıkabilir |
| Kanıtlama | İddianın veriyle uyumunu ölçer | Deney öngörüyle örtüştü | Ölçülebilir | Kurulu çerçeveyi değiştirmez |
| Yorum | Verinin anlamını belirler | Sıcaklık artışı genleşme sayılır | Veriyi kullanılabilir kılar | Kurama bağımlıdır |
Sık Yapılan Hatalar
- Açıklamayı betimleme sanmak: Oldu cümlesi olayı anlatır; bundan dolayı oldu cümlesi açıklar.
- Açıklanan önermeyi kuramla karıştırmak: Biri gözlenen sonuç, öteki onu destekleyen genel öneredir.
- Yanlışlanabilirliği doğrulanabilirlik saymak: Doğrulama mümkün değildir; ölçüt, yanlışlanabilirliktir.
- Yöntemin dışındaki soruları bilime sormak: En iyi yöntem hangisidir sorusu, ölçülebilir bir soru değildir.
- Sınamayı tek bir varsayıma bağlamak: Sınama, kuram ve yardımcı varsayımlar birlikte yapılır.
Sınav Odaklı Ek Not
Hangi soru tipi nasıl çözülür? Bilimsel yöntemin yanıtlamayı üstlenmediği bir soruyu arayan sorularda şıklarda ölçülebilir bir büyüklük arayın; büyüklük varsa cevap büyüklüktür. Değer yüklü karşılaştırma içeren şıklar (daha güzel, daha iyi, daha doğru) ise genellikle doğru cevaptır. Adı... nedir biçimindeki sorularda terimin ilk cümlede geçen tanımına bakın.
Açıklama tipi sorularında önce kuramın neyi, nasıl açıkladığını sorun: mantıksal türetme mi, koşul birlikteliği mi, parçaların etkileşimi mi, işlev mi, yoksa olasılık mı? Bu beş seçenek, açıklama sorularının çoğunun şıklarını belirler.
Yanlış ifade bulma sorularında, açıklama ile betimlemeyi karıştıran cümleyi işaretleyin. Açıklar, gösterir, hesaplar gibi fiiller genellikle açıklamaya işaret eder; oldu, görüldü, tespit edildi gibi fiiller betimlemeye işaret eder.
Özet ve Kendini Dene
Bu konuda bilimin statüsünü, açıklamanın tiplerini ve bilimin sınırlarını gördük. Kendinizi denerken şu sorulara yanıt verin: Açıklama ile betimleme arasındaki fark nedir? Yanlışlanabilirlik neden ölçüt olarak seçilir? Bilimin yanıtlamayı üstlenmediği sorular hangi özellikleri taşır? Kuramsal açıklamayı kuramın kanıtladığını sanan öğrenci, hangi hatayı yapmaktadır?