Konu Anlatımı
Fenomenoloji Nedir?
Fenomenoloji, bilinci ve bilinçte verileni inceleyen felsefe dalıdır. Adı Yunanca phainomenon (görünen, ortaya çıkan) sözcüğünden gelir. Fenomenolojinin temel sorusu, «Neyi ve nasıl yaşıyoruz?» sorusudur. Kurucusu Edmund Husserl'dir. Husserl'e göre her bilinç bir şeye yönelmiştir; yani bilinç, kendisini göstermeden önce bir nesneye, bir olaya ya da bir düşünceye yönelir. Bu yönelim özelliği, Franz Brentano'nun çalışmalarından esinlenerek Husserl tarafından geliştirilmiştir.
Fenomenoloji iki tür indirgemeyi birlikte yürütür. Birincisi, dünya görüşünü askıya alan ve doğal tutumu durduran Epokhe'dir. İkincisi ise yalnızca bilinçte verilene yönelen ve zorunlu olarak ortaya konan yapıları arayan fenomenolojik indirgemedir. Bu yüzden fenomenoloji, dünyanın kendisini değil dünyanın bilinçte nasıl göründüğünü araştırır. Bu yüzden de nesnelcilik eleştirisiyle karşı karşıya gelmiş, bilgiyi zihnin birincil verisi sayan bir akım olarak gelişmiştir.
Yönelimselilik: Noesis ve Noema
Yönelimselilik kavramı iki yönlü bir yapıyı anlatır. Bilinçteki algılama, değerlendirme, hatırlama gibi eyleme noesis (özne yönü); algılanan ya da düşünülen şeyin bilinçte nesne olarak nasıl verildiğine ise noema denir. Fenomenolojik analizde bu iki yön birbirinden ayrılır: noesis olmadan noema, noema olmadan noesis kavramlaştırılamaz. Bu ayrım, bilginin özneye ve nesneye bağlı iki yanını göstermesi bakımından önemlidir.
Benzer ayrım bilinç hâleleri için de geçerlidir. Her bilinç hâlesi bir zaman bilincine sahiptir; Husserl buna «yaşayan şimdi» (das Jetzt) demektir. Bu kavram, saatin gösterdiği homojen zamanı değil, bilinçte şimdinin sürekli kurulup dağıldığı akışı anlatır. Zaman, bilinçte dışarıdan konan bir ölçü değil, bilincin kendi işleyişidir.
Epokhe, Fenomenolojik İndirgeme ve Yaşam Dünyası
Epokhe, dünya görüşüne ilişkin her türlü yargıyı askıya alma işlemidir. Bu askıya alma, dünyayı reddetmek değildir; yalnızca «doğru» ya da «yanlış» demekten vazgeçip, dünyanın bilinçte nasıl deneyimlendiğine bakmaktır. Epokhe'nin ardından yürütülen indirgeme, değişmez ve zorunlu yapıları bulmayı amaçlar. Serbest betimlemeler yoluyla araştırmacı, farklı kişilerde ortaklaşa bulunan yapılara ulaşır.
Bu yöntemin geriye bıraktığı temel katman Lebenswelt, yani yaşam dünyasıdır. Yaşam dünyası, bilimsel kuramların ve felsefi sistemlerin öncesinde her insanın doğal olarak içinde bulunduğu deneyim alanıdır. Bilim yaşam dünyasını soyutlar, felsefe ise onun temellerini sorar; ama ikisi de yaşam dünyasından türetilir. Bu yüzden yaşam dünyası, «İnsanın gündelik deneyim dünyası nedir?» sorusuna yanıt veren bir başlangıç noktasıdır.
Kierkegaard: Bireysel Varoluş, Kaygı ve İnanç Sıçraması
Søren Kierkegaard, varoluşçuluğun ilk kurucuları arasında sayılır. Ona göre felsefe, sistem kurmakla değil, tekil bireyin varoluş sorunuyla uğraşmalıdır. Birey, toplumsal rollerin ve kalabalığın içinde kaybolduğu bir kozmos değil, kendi içinde bir bütündür. Bu yüzden Kierkegaard filozofları «sistem kuran» ve «varoluşu yorumlayan» diye ikiye ayırır; kendisini ikinci grubun başında gösterir.
Kierkegaard'ın temel kavramlarından biri kaygıdır. Kaygı, tehdit eden bir nesneyle değil, varoluşun kendisiyle ilgilidir; bu yüzden baş dönmesi biçiminde yaşanır. Ona göre kaygı, özgürlüğün yükünü ilk kez hissettiren durumdur. Kaygıdan kurtulmanın yolu istençsel bir karar değil, inanç sıçramasıdır. İnanç sıçraması, akıl yürütmenin sonucu değil; bireyin Tanrı karşısındaki ilişkiyi kurduğu ve kendisini seçtiği andır. Bu seçilmiş ilişki dinin varoluşsal yönünü oluşturur.
Heidegger: Dasein, Varlık İçinde Olmak ve Ölüme Doğru Varlık
Martin Heidegger, fenomenolojiyi varlık sorusuna taşıyarak varoluşçuluğa temelini attırdı. Heidegger'e göre asıl soru «İnsan nedir?» değil, varlık nedir? sorusudur. İnsan, bu soruyu sorabilen varlık olduğu için Dasein, yani varlık-otağı olarak adlandırılır. Dasein, varlığını unutmuş değildir; tam tersine varlığını sorgulayan bir varlıktır. Onun temel yapısı varlık içinde olmadır (İngilizce being-in-the-world). Bu ifade, öznenin dünyayı dışarıdan seyretmesi değil, dünyanın içinde ve onunla bağlantılı biçimde var olması demektir.
Dasein'in temel durumlarından biri ilgidir (Almanca Sorge). İlgi, bir nesneyi taklit etmek ya da üzerinde egemenlik kurmak değil; var olanın varlığına kendini vermiş olmaktır. İkinci olarak ölüme doğru varlık gelir. Ölüm, Dasein'in en yakın ve en yabancı şeyidir; bu yüzden Dasein ölümle yüzleştiğinde başkasına ve alışkanlıklarına bağımlılığı geriler ve en kendi kendine olma imkânı doğar. Bu imkân, oto-tekillik (Eigentlichkeit) olarak adlandırılır.
Anlık, Zamanlılık ve Kaygı Kavramı
Anlık (Almanca Augenblick), Heidegger'in Dasein için kullandığı özel bir kavramdır. Anlık, zamanın düşünülmesi gereken şimdi anıdır. Gündelik akışta insan zamanı bir uçtan bir uca yaşamaz, hep şimdiden şimdiye sıçrar. Anlıkta ise bütünlük kendini gösterir: geçmiş, şimdi ve gelecek bir arada kavranır. Bu bütünlüğe yapısal oluşum denir. Dasein'in zamanı, dışarıdan ölçülen homojen bir çizgi değil, zamanlılığın kendisidir; bu yüzden Heidegger zamanı varlığın temel boyutu sayar.
Kaygı (Almanca Angst) kavramı da sık sorulur. Kaygı, korkudan (Almanca Furcht) farklıdır. Korkuda nesne bellidir: karanlıktan, bir hastalıktan ya da bir yükseklikten korkulur. Kaygıda ise nesne yoktur; bütün dünya sıradanlığını yitirip anlamsızlaşır. Kaygıya yüzleşmek, bireyin kendi varlığıyla karşılaşmasıdır. Bu yüzden kaygı, hem varoluşu hem de zamanlılığı açığa çıkarır.
Sartre: Radikal Özgürlük, Kötü Niyet ve Olumsallık
Jean-Paul Sartre, varoluşçuluğun en sistemli kuramını kurmuştur. Onun ünlü sözü şudur: varoluş özden önce gelir. Bu söz, insanın özünün eylemlerle sonradan oluşturulduğunu anlatır. Birey, hiçbir hazır özle doğmaz; dünyaya belirli ve zorunlu bir biçimde yerleştirilmiş olarak gelmez. Bu durum olumsallık (kontinjans) olarak adlandırılır. Buna karşılık dünyanın, geçmişin ve bedenin verdiği sınırlar olguluk (faktisite) kavramıyla anlatılır. Olguluk sınırları belirler ama nasıl yaşanacağını belirlemez; özgürlük bu sınırlar içinde bile tamdır.
Sartre'ın özgürlük anlayışında kaygı belirleyicidir. Özgür olmak, hiçbir dış nedenin kendisini zorlamadığını görmektir. Bu kaygı, bir ruh hastalığı değil, özgürlüğün bilincidir. Birey bu özgürlükten kaçmaya çalışır ve kaçış aracı kötü niyettir. Kötü niyet, insanın özgürlüğünü bilinçli biçimde reddetmesidir; sabit rollere sığınma, «böyle doğdum» diyerek sorumluluğu erteleme biçiminde görünür. Bunun karşıtı ise kendisi-için (pour soi) bilinçtir: bireyin kendi kendisini kurduğu ve değiştirebildiği taraf.
Kavram Karşılaştırma Tablosu
Aşağıdaki tablo, konunun temel kavramlarını ve düşünürler arasındaki farkları yan yana koyar.
| Kavram | İlgili düşünür | Açıklama |
|---|
| Fenomenoloji | Husserl | Bilincin ve yönelimin betimlenmesi |
| Epokhe | Husserl | Dünya görüşünü askıya alma işlemi |
| Noema | Husserl | Algının bilinçte nesne olarak verilme biçimi |
| Yaşam Dünyası | Husserl | Bilimin öncesi gündelik deneyim alanı |
| İnanç sıçraması | Kierkegaard | Kaygı karşısında Tanrı'ya yönelme |
| Dasein | Heidegger | Varlık-otağı, varlık içinde olan insan |
| Anlık | Heidegger | Zamanın düşünülmesi gereken şimdi anı |
| Kötü niyet | Sartre | Özgürlüğün bilinçli olarak reddedilmesi |
| Olumsallık | Sartre | Hayatın belirli ve zorunlu olmaması |
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata: Fenomenolojiyi, ölçüm yapan pozitif bilimle aynı yere koymak. Fenomenoloji betimler, ölçmez. İkinci hata: Epokhe'yi dünyayı reddetmek sanmak. Epokhe yalnızca yargıyı askıya alır. Üçüncü hata: Heidegger'in kaygısını gündelik kaygıyla karıştırmak; gündelik kaygı bir nesneye, varoluşsal kaygı ise varlığın kendisine yönelir. Dördüncü hata: Sartre'ın özgürlüğünü keyfilik sanmak. Beşinci hata: Anlık kavramını günün herhangi bir anı sanmak; anlık, zamanın bütünleştiği andır.
Sınav Odaklı Çözüm Notları
Soru tipine göre şu sıralama işe yarar:
- «Hangisi... anlayışıdır?» tipi: önce kavramı tanımla, sonra düşünürü eşleştir.
- «Aşağıdakilerden hangisi... ile ilgili değildir?» tipi: dört seçenek de sıkı sıkı konuyla ilgiliyse ifadedeki yabancı sözcüğe bak.
- Karşılaştırma tipi: farkı «biri şunu, öteki bunu yapar» biçiminde kur.
- Akıl yürütme tipi: önce önermelerin doğru yanlış ayrımını yap, sonra biçimi belirle; küçük öncülden büyük sonuca giden akıl yürütme tümdengelimseldir.
- Husserl ile Heidegger'i karıştıran şıklarda «bilinç» sözcüğü varsa Husserl'e, «varlık» sözcüğü varsa Heidegger'e gider.
Özet ve Kendini Dene
Fenomenoloji, bilincin yönelimini betimleyen akımdır; Epokhe ve indirgeme yoluyla yalnızca bilinçte verilene ulaşmayı ve yaşam dünyasını temel almayı amaçlar. Varoluşçuluk ise bireysel varoluşu, kaygıyı, anlık ve zamanlılığı, özgürlüğü ve seçimi konu alır. Kierkegaard'da inanç sıçraması, Heidegger'de Dasein ve anlık, Sartre'ta mutlak özgürlük, kötü niyet ve olumsallık öne çıkar. Kendini denemek için şu üç soruyu yanıtlamaya çalış: Epokhe ile indirgeme arasındaki fark nedir? Kaygı neden korkudan farklıdır? Sartre'ın özgürlüğü, olgulukla çelişir mi?
Ne Öğreneceğiz
Fenomenoloji, varoluşçuluk, anlık, kaygı ve özgürlük. Bu konuda ögrenme çıktıları:
- Fenomenolojinin kurucusunu, yöntemini ve temel ilkelerini açıklar.
- Yönelimselilik, noesis ve noema kavramlarını karşılaştırır.
- Kierkegaard'ın kaygı ve inanç sıçraması anlayışını yorumlar.
- Heidegger'de Dasein, varlık içinde olma ve anlık kavramlarını ilişkilendirir.
- Sartre'ın olumsallık, kötü niyet ve özgürlük kavramlarını analiz eder.
Ön Bilgi
Bu konuya başlamadan önce temel kavram ve ön koşulları kavramanız yardımcı olacaktır. Konunun çerçevesinde şu kavramlar dikkat ister:
- Fenomenolojinin kurucusu Husserl'dir; yönelim kavramını Brentano'dan geliştirmiştir.
- Epokhe dünyayı reddetmez, yalnızca dünya görüşüne ilişkin yargıyı askıya alır.
- Kierkegaard'a göre kaygı, özgürlüğün yükünü ilk kez hissettiren durumdur.
- Heidegger'de ölüme doğru varlık, en kendi kendine olma imkânını açar.
- Anlık, zamanın düşünülmesi gereken şimdi anıdır; geçmiş, şimdi ve geleceği bir arada kavratır.
- Sartre'a göre olguluk sınırları belirler, özgürlük ise bu sınırlar içinde de tamdır.
- Kötü niyet, özgürlüğün bilinçli biçimde reddedilmesidir.
Basit Örnek ve Günlük Yaşam
Günlük yaşamda ve mesleki bağlamda bir uygulama:
Soru: Dünya görüşüne ilişkin yargıları askıya alarak doğal tutumu durduran işlemin adı nedir ve hangi düşünüre aittir?
- Adım 1: İşlemin, doğal yaşam içindeki yargıları geçici olarak durdurduğunu fark et.
- Adım 2: Bu tutuşun dünyayı reddetmediğini, yalnızca yargılamayı beklediğini belirt.
- Adım 3: Adı Epokhe olarak yaz ve düşünür olarak Husserl'i eşleştir.
Sonuç/cevap: Epokhe; bu işlem Husserl'in fenomenolojisinin temel adımıdır.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Kavramı Düşünüre Eşleştirme konusunun adımları:
- Adım 1: İşlemin, doğal yaşam içindeki yargıları geçici olarak durdurduğunu fark et.
- Adım 2: Bu tutuşun dünyayı reddetmediğini, yalnızca yargılamayı beklediğini belirt.
- Adım 3: Adı Epokhe olarak yaz ve düşünür olarak Husserl'i eşleştir.