Konu Anlatımı
Çevre Sorunlarının Küresel Boyutu ve Örgütlenme İhtiyacı
Atmosfer, okyanuslar, atmosferi besleyen karbon döngüsü ve kara biyomları ülkelerin sınırlarını tanımayan ortak alanlardır. Ozon tabakasının incelmesi, sera etkisiyle iklim değişikliği ve okyanus kirliliği gibi sorunlar tek bir ülkenin kararlarıyla çözülemez; bu yüzden uluslararası çevresel organizasyonlar ve uluslararası anlaşmalar gereklidir. Bir ülkenin imzalamadığı ya da iç hukukuna aktarmadığı bir anlaşma o ülkede bağlayıcı olmaz; bu nedenle her anlaşmanın bağlayıcılığı, denetim mekanizması ve uygulanma araçları birlikte değerlendirilir.
Çevresel örgütler iki temel başlıkta incelenir: hükümetler arası kurumlar ve sivil toplum kuruluşları. Devletler arası kurumlar uluslararası mevzuat üretme ve uyum mekanizması kurma gücüne sahiptir; sivil toplum kuruluşları ise ölçüm, bilimsel destek, eğitim ve uygulamanın izlenmesi yönünde güçlüdür. Bir çevresel örgütün etkinliği kurumsal adıyla değil, ürettiği veri ve kurduğu işbirliğiyle ölçülür.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
Birleşmiş Milletler'in çevreden sorumlu tek ve doğrudan bir organı yoktur; çevre alanındaki ana destek kurumu, 1972'de İsveç'in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı'nın kararıyla kurulan Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)tir. Merkezi Kenya'nın başkenti Nairobi'dedir. UNEP, diğer Birleşmiş Milletler kurumlarının çevre konusunda işbirliği yapacağı merkezî platformdur; kendisi yargıç değildir, tek başına yaptırım uygulayan bir mahkeme ya da denetim kurulu da değildir.
Stockholm toplantısı kurumsal bir dönüm noktasıdır: 5 Haziran tarihi Dünya Çevre Günü olarak benimsenmiş, çevre konusu uluslararası gündeme taşınmıştır. Bu süreç 1982'de Deniz Hukuku Konvansiyonu, 1989'da Basel Sözleşmesi ve 1992'deki Rio Konferansı ile genişlemiştir. Türkiye'nin de taraf olduğu çevresel anlaşmalar, iç hukuka uyum için yasa ve yönetmelik değişikliklerini gerektirir.
Rio Konferansı ve Sürdürülebilir Kalkınma
1992'de Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı, çağdaş çevre siyasetinin çerçevesini kurdu. Konferansta Rio Bildirgesi (ilkeler bütünü), Gündem 21 (uygulama programı) ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kabul edildi. Ülkeler, çevreyi korumak ile kalkınmayı birbirine karşı seçen iki ayrı hedef olarak görmek yerine ikisini birlikte ele almayı kabul etti.
Aynı dönemde toplanan BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi, kavramın ulusal kalkınma planlarına ve kalkınma yardımı ölçütlerine girmesini sağladı. Rio Konferansı'nın en önemli sonucu, çevre yönetimini tek bir kurumun işi olmaktan çıkarıp devletler arası düzenli bir siyasi sürece dönüştürmesidir.
İklim Anlaşmaları: UNFCCC, Kyoto ve Paris
İklim değişikliğiyle mücadele, 1992'de imzaya açılan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) temelinde yürür. Sözleşmeye taraf olan ülkeler düzenli aralıklarla taraf ülkeler konferansı toplar; bu toplantılarda alınan kararlar protokol hâlinde sözleşmeye eklenebilir. 1988'de Dünya Meteoroloji Örgütü ile UNEP'in birlikte kurduğu İklim Değişikliği ile ilgili Hükümetlerarası Panel ise bilimsel değerlendirmeyi yapar; kendisi araştırma yapan bir kurum değildir.
1997 Kyoto Protokolü, sanayileşmiş ülkelerin sera gazı salımlarını 1990 düzeyinin altına indirmek için sayısal hedefler içerir. Devletlere tavanı önceden veren bu yaklaşım yukarıdan aşağı (top-down) olarak adlandırılır. Hedeflerin yalnızca sınırlı sayıda ülkede bağlayıcı olması, Protokolün uygulanmasını zorlaştırmış ve eleştirilmiştir.
2015 Paris Anlaşması ise ülkelerin kendi katkılarını belirlediği, aşağıdan yukarı (bottom-up) çalışan bir modeldir. Anlaşma, küresel ısınmanın belirgin biçimde sınırlandırılmasını ve mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesini hedefler; salım azaltımı ulusal katkı bildirimleriyle yürütülür. Kyoto'dan farklı olarak Paris'ta tek bir sayısal tavan yoktur; her ülke kendi planını yapar. Bu esneklik katılımı kolaylaştırırken yeterlilik tartışmasını da gündemde tutar.
Anlaşmaların maliyetini paylaşma sorunu uluslararası çevre siyasetinin temel gerilimidir. Ortak ama farklı sorumluluklar ilkesi, çevre sorunlarına katkısı ve kalkınma kapasitesi farklı ülkelerin yükümlülüklerinin aynı olmadığını kabul eder; gelişmekte olan ülkeler bu ilkeye dayanarak daha hafif yükümlülük ister.
Ozon Tabakası ve Montreal Protokolü
Ozon tabakasının incelmesi, 1970'lerde bilimsel verilerle ortaya kondu. Sorunun kaynağı, ozon tabakasını tüketen kloroflorokarbon (CFC) gibi kimyasallardı. 1985 Viyana Sözleşmesi, bu maddelere ilişkin genel uluslararası çerçeveyi kurdu; 1987 Montreal Protokolü ise taraf ülkelerin kendi üretim ve tüketim paylarını belirleyerek sözleşmeye uygun maddelerin üretimini, tüketimini ve ithalatını aşamalı olarak yasakladı. Protokol, sonradan kabul edilen ek protokollerle kapsamı genişletilmiştir.
Montreal Protokolü, dünya ölçeğinde uygulanmış en başarılı çevre anlaşmalarından biri olarak kabul edilir. Başarısının temelinde, bütün tarafların aynı anda ve ticareti düzenlenebilir biçimde harekete geçmesi, ortak yasak listeleri oluşturulması ve uyumun ulusal yasalarla desteklenmesi vardır.
Atıklar, Kimyasal Maddeler ve Biyosidal Anlaşmalar
Tehlikeli atıkların ülke sınırları ötesine taşınması, çevresel adaletsizliğin önemli boyutlarından biridir. Basel Sözleşmesi bu taşımanın kontrol altına alınmasını amaçlar; Rotterdam Sözleşmesi tehlikeli kimyasalların ithalatı için ön bildirim ve onay usulünü getirir; Stockholm Sözleşmesi ise kalıcı organik kirleticilerin üretimi ve kullanımını yasaklar. Denizlerde oluşan kirliliği önlemek için MARPOL Sözleşmesi, gemilerin boşaltma ve tanker operasyonu kurallarını düzenler.
Canlı çeşitlilikle ilgili düzenlemeler ayrı bir başlık oluşturur. CITES, yabani hayvan ve bitki türlerinin uluslararası ticaretini izin koşullarına bağlayarak nesli tehlikedeki türlerin korunmasını hedefler; her şeyi yasaklayan bir liste değildir. Ramsar Sözleşmesi ise sulak alanların korunmasını ve akıllıca kullanımını amaçlar. Bu düzenlemeler, çevresel örgütlerin anlaşmalar yoluyla nasıl işe yaradığını gösteren örneklerdir.
Örgütler, Sivil Toplum ve Ulusal Kurumsal Yapı
Kurumsal çerçevede üç katman vardır: hükümetler arası kurumlar (UNEP ve BM bünyesindeki çevre kurumları ile Avrupa Çevre Ajansı gibi bölgesel ajanslar), sivil toplum kuruluşları (Dünya Doğayı Koruma Vakfı gibi kuruluşlar) ve ulusal kurumlar (bakanlıklar, il ve ilçe çevre birimleri, belediyeler, araştırma kurumları). Sivil toplum katmanının örneklerinden biri olan Dünya Doğayı Koruma Vakfı, koruma çalışmalarını bilimsel destek ve eğitimle yürütür.
Bir anlaşmanın etkili olması üç bileşene bağlıdır: yasal çerçeve (anlaşmanın iç hukuka aktarılması), kurumsal yapı (denetimi yapacak birimin varlığı) ve sivil toplum katılımı (uygulamanın bağımsız izlenmesi). Kâğıt üzerinde var olan bir düzenleme, denetim mekanizması olmadan yıllar içinde zayıflar ve uygulama düşer.
Anlaşmaların İzlenmesinde Kullanılan Araçlar
Çevresel taahhütlerin izlenmesinde ölçüm ve görüntüleme teknolojileri kullanılır. GPS, uydu sinyallerinden yararlanarak bir noktanın konumunu belirleyen sistemdir; saha ölçümlerinin ortak bir koordinat sisteminde toplanmasını sağlar. Uzaktan algılama ise uydu ve uçaklardan alınan görüntülerle yüzey değişiminin kayıt altına alınmasıdır. Coğrafi bilgi sistemleri (CBS) farklı veri katmanlarını üst üste koyarak analiz yapmayı, örneğin orman azalması ile yerleşme alanının ilişkisini göstermeyi mümkün kılar. Bu araçlar kurumsal denetimin ayrılmaz parçasıdır; ancak ölçümün kendisi anlaşmanın yürürlüğe girdiği anlamına gelmez.
Sık Yapılan Hatalar ve Sınavda Okuma Yöntemi
En sık karıştırılan noktalar şunlardır: UNEP bir mahkeme değildir; yaptırım uygulayan bir yargı organı değil, destek ve işbirliği kurumudur. Montreal Protokolü, Kyoto Protokolü'nün devamı değil, farklı bir başlık için hazırlanmış ayrı bir metindir. Paris Anlaşması'nda ülkelere tek bir sayısal tavan verilmemiştir. CITES her canlı ticaretini körlemesine yasaklayan bir liste değildir. Yıl sorularında 1972 Stockholm, 1985 Viyana, 1987 Montreal, 1989 Basel, 1992 Rio ve çerçeve sözleşme, 1997 Kyoto, 2015 Paris çiftleri eşleştirilmelidir.
Tablo okuma tipinde sorularda önce sorunun yıl mı, kapsam mı, yoksa sonuç mu istediğini belirleyin; üçünü aynı anda aramak şıkları karıştırmaya yol açar. Başarılı sayılan anlaşmaların ortak özelliği, tüm tarafların aynı anda katılması ve yaptırımı ölçülebilir kurallara bağlamasıdır. Kyoto ile Paris karşılaştırmasında aranacak anahtar sözcükler, bağlayıcı sayısal hedef ile ulusal katkıdır.
Özet
Çevre sorunlarının küresel ölçeği, örgütlenme ihtiyacı doğurmuştur. 1972'de kurulan UNEP, BM'nin çevre alanındaki ana destek kurumudur; 1992 Rio Konferansı ise sürdürülebilir kalkınma çerçevesini ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ni getirmiştir. İklim alanında Kyoto Protokolü sayısal hedefleri sınırlı sayıda ülkeye bağlayıcı kılarken Paris Anlaşması ulusal katkılarla ilerlemeyi seçmiştir. Montreal Protokolü, Basel, Rotterdam ve Stockholm sözleşmeleri ile MARPOL, CITES ve Ramsar, kimyasal madde, atık ve biyosidal konuları düzenler. Bu düzenlemelerin etkisi yasal metinler kadar kurumsal kapasite, denetim ve sivil toplum katılımıyla belirlenir.
| Anlaşma veya kuruluş | Yıl | Kapsam | Öne çıkan özellik |
|---|
| UNEP | 1972 | Birleşmiş Milletler çevre desteği | Stockholm konferansının kararıyla kuruldu |
| MARPOL | 1973 | Deniz kirliliği | Gemilerin boşaltma kurallarını düzenler |
| Viyana Sözleşmesi | 1985 | Ozon tabakası | Ozonu tüketen maddelere genel çerçeve kurar |
| Montreal Protokolü | 1987 | Ozon tabakası | Üretim, tüketim ve ithalatı aşamalı olarak yasaklar |
| Basel Sözleşmesi | 1989 | Tehlikeli atık | Uluslararası taşımayı kontrol altına alır |
| Rio ve çerçeve sözleşme | 1992 | İklim değişikliği | Gündem 21 ve Rio Bildirgesi ile birlikte kabul edildi |
| Kyoto Protokolü | 1997 | İklim değişikliği | 1990 düzeyine göre sayısal hedefler içerir |
| Paris Anlaşması | 2015 | İklim değişikliği | Ulusal katkı temelli ilerlemeyi esas alır |
Ne Öğreneceğiz
Çevresel örgütler ve uluslararası anlaşmalar, temel kavramlar ve sınav soru tipleri. Bu konuda ögrenme çıktıları:
- Çevre sorunlarının küresel boyutunu açıklar.
- UNEP ve Birleşmiş Milletler çevre sürecinin oluşumunu sıralar.
- 1992 Rio Konferansı'nın çıktılarını karşılaştırır.
- Kyoto Protokolü ile Paris Anlaşması'nın farklarını karşılaştırır.
- Ozon, atık ve biyosidal alanları düzenleyen anlaşmaları eşleştirir.
- Bir anlaşmanın uygulanabilirliğini değerlendirir.
Ön Bilgi
Bu konuya başlamadan önce temel kavram ve ön koşulları kavramanız yardımcı olacaktır. Konunun çerçevesinde şu kavramlar dikkat ister:
- UNEP, 1972'de Stockholm Konferansı'nın kararıyla kurulmuş ve merkezi Nairobi'de bulunan bir kurumdur.
- UNEP bir mahkeme ya da yaptırım organı değildir; BM kurumları arasında çevre işbirliği platformudur.
- 1992 Rio Konferansı; Rio Bildirgesi, Gündem 21 ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ni beraberinde getirmiştir.
- Kyoto Protokolü sayısal hedefleri sınırlı sayıda ülkeye bağlayıcı kılmış, Paris Anlaşması ise ulusal katkılara dayanmıştır.
- Montreal Protokolü, ticareti uluslararası düzeyde düzenlenebilen maddeler üzerinden başarıya ulaşmış örnek bir metindir.
- Basel, Rotterdam ve Stockholm sözleşmeleri tehlikeli atık ile kalıcı kimyasal maddelerin dolaşımını birlikte denetler.
- Çevresel örgütler hükümetler arası kurumlar ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere iki başlıkta incelenir.
- Bir anlaşmanın uygulanabilirliği; iç hukuka aktarım, denetim birimi ve sivil toplum katılımına bağlıdır.
Basit Örnek ve Günlük Yaşam
Günlük yaşamda ve mesleki bağlamda bir uygulama:
Soru: Sanayileşmiş bir ülkenin 1990 yılında sera gazı salımı 120 milyon ton olarak ölçülmüştür. Ülke, Kyoto çerçevesindeki yüzde 5'lik azaltma hedefini gerçekleştirmek istiyor. Hedeflenen salım yaklaşık kaç ton olmalıdır?
- Adım 1: Azaltılacak miktarı yüzde olarak hesapla: 120 × 0,05 = 6 milyon ton.
- Adım 2: Azaltma miktarını başlangıç değerinden çıkar: 120 − 6 = 114 milyon ton.
- Adım 3: Sonucu yuvarlama yapmadan ton cinsinden yaz ve birimi belirt.
Sonuç/cevap: Hedeflenen salım yaklaşık 114 milyon ton sera gazıdır.
İleri Örnek
Daha ileri bir uygulama:
Soru: Almanya'nın Ruhr bölgesinden geçen nehir havzasında birden çok ülke sınır ötesi su kirliliği sorunu yaşamaktadır. Bu örnek uluslararası çevresel işbirliğinin neden gerekli olduğunu nasıl gösterir?
- Adım 1: Kirlilik bir ülke sınırında bitmez; akan su ve rüzgâr olayları sınırları aşar.
- Adım 2: Bu yüzden tüm paydaş ülkelerin ortak bir kurum ve ortak kurallarla hareket etmesi gerekir.
- Adım 3: Ortak çalışma için uydu görüntüleriyle ölçüm ve coğrafi bilgi sistemleriyle veri paylaşımı kullanılabilir.
Sonuç/cevap: Sınır ötesi kirlilik tek ülkenin kararıyla çözülemez; bu nedenle hükümetler arası kurumlar, ortak kurallar ve paylaşılan ölçüm altyapısı gerekir.
Adım Adım Çözülmüş Örnek
Örnek 1: Kyoto Tipi Sayısal Hedef Hesabı konusunun adımları:
- Adım 1: Azaltılacak miktarı yüzde olarak hesapla: 120 × 0,05 = 6 milyon ton.
- Adım 2: Azaltma miktarını başlangıç değerinden çıkar: 120 − 6 = 114 milyon ton.
- Adım 3: Sonucu yuvarlama yapmadan ton cinsinden yaz ve birimi belirt.
Karşılaştırma Tablosu
| Kavram | Açıklama |
|---|
| UNEP, 1972'de Stockholm Konferansı'nın k | UNEP, 1972'de Stockholm Konferansı'nın kararıyla kurulmuş ve merkezi Nairobi'de bulunan bir kurumdur. |
| UNEP bir mahkeme ya da yaptırım organı d | UNEP bir mahkeme ya da yaptırım organı değildir; BM kurumları arasında çevre işbirliği platformudur. |
| 1992 Rio Konferansı; Rio Bildirgesi, Gün | 1992 Rio Konferansı; Rio Bildirgesi, Gündem 21 ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ni beraberinde getirmiştir. |
| Kyoto Protokolü sayısal hedefleri sınırl | Kyoto Protokolü sayısal hedefleri sınırlı sayıda ülkeye bağlayıcı kılmış, Paris Anlaşması ise ulusal katkılara dayanmıştır. |
| Montreal Protokolü, ticareti uluslararas | Montreal Protokolü, ticareti uluslararası düzeyde düzenlenebilen maddeler üzerinden başarıya ulaşmış örnek bir metindir. |
| Basel, Rotterdam ve Stockholm sözleşmele | Basel, Rotterdam ve Stockholm sözleşmeleri tehlikeli atık ile kalıcı kimyasal maddelerin dolaşımını birlikte denetler. |
| Çevresel örgütler hükümetler arası kurum | Çevresel örgütler hükümetler arası kurumlar ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere iki başlıkta incelenir. |
| Bir anlaşmanın uygulanabilirliği; iç huk | Bir anlaşmanın uygulanabilirliği; iç hukuka aktarım, denetim birimi ve sivil toplum katılımına bağlıdır. |
Kendini Dene
Soru: Küresel ısınmanın nedenleri ile alınan uluslararası önlemleri iki başlık hâlinde yazınız. Kyoto Protokolü ile Paris Anlaşması'nın yaklaşım farkını açıklayınız.
Örnek cevap: Puanlama anahtarı: Isınmanın doğal ve insan kaynaklı nedenlerinin yazılması 4 puan; uluslararası önlemlerin (azaltım, uyum, uygunlaştırma) sıralanması 3 puan; Kyoto'da sayısal hedeflerin yalnızca sınırlı ülkelere bağlandığının belirtilmesi 3 puan; Paris'ta ulusal katkı temelli ilerlemenin açıklanması 4 puan; düzen 1 puan. Toplam 15 puan.