Konu Anlatımı
Bu derste ne öğreneceğiz
Bu derste devletlerin neden birlikte çalışma kuruluşlarına gereksinim duyduğunu, bu yapıların hangi adımlarla doğduğunu ve günümüzde nasıl türlere ayrıldığını inceleyeceğiz. 19. yüzyıldaki teknik iş birliğinden günümüzün küresel örgütlenmesine uzanan yolda kömürden telgrafa, postadan barışa kadar çok farklı alanlarda kuruluşların ortaya çıktığını göreceksiniz. Ayrıca bir kuruluşa tam üye olmanın, gözlemci olmanın ya da aday durumunda bekleyen taraf olmanın ne anlama geldiğini değerlendireceksiniz.
Ön bilgi
19. yüzyılda demiryolu, telgraf ve posta gibi alanlarda çalışan devletlerin ortak kurallara ihtiyaç duyması, bağımsız kuruluşların doğmasına zemin hazırlamıştır; 1865'te kurulan Uluslararası Telegraf Birliği bu gelişmenin erken bir örneğidir. I. Dünya Savaşı'nın yıkımından sonra 1920'de kurulan Milletler Cemiyeti, barışı koruma amacını gerçekleştiremeden dağılarak tek başına kuruluş kurmanın yeterli olmadığını göstermiştir. 1945'te kurulan Birleşmiş Milletler ise daha geniş kapsamlı bir iş birliği alanı sunmuş, 1948'de kabul edilen evrensel insan hakları bildirgesi bu yapının ilkelerini somutlaştırmıştır.
- Kuruluş: belirli bir amaca hizmet etmek için devletler ya da gönüllü yapılar tarafından kurulan kalıcı yapı.
- Tam üye: kuruluşun kararlarına katılım ve oy hakkı olan taraf.
- Gözlemci: toplantılara katılıp görüş bildiren ancak oy kullanmayan taraf.
- Aday: üyeliğe kabul edilmek için başvurmuş, süreci bekleyen taraf.
Kavramlar ve Temel Tanımlar
Hükümetler arası kuruluşlar, devletler arası anlaşmayla doğar ve kararları devlet yetkilileri tarafından alınır. Sivil toplum kuruluşları ise devlet dışındaki gönüllü yapılardır ve afet yardımı, sağlık, çevre gibi alanlarda uzman ekiplerce yürütülür. Kuruluşlar kapsamına göre küresel ya da bölgesel, amacına göre genel ya da özel amaçlı, işlevine göre teknik veya askeri olarak sınıflandırılır. NATO ve VARŞOVA Paktı gibi askeri ittifaklar savunma taahhüdüne dayanırken, posta ve iletişim alanındaki yapıların temelinde teknik iş birliği yatar.
Basit örnek
Çevre konusunda uluslararası bir rapora katkı sağlayan bir kuruluşun hükümetler arası mı yoksa sivil toplum kuruluşu mu olduğunu nasıl anlarsın? Üyelerini devletler oluşturuyorsa ve kararları devlet delegeleri alıyorsa hükümetler arası bir kuruluştan söz edilir. Kararları uzmanlar, gönüllüler ve saha ekipleri belirliyorsa bu yapı sivil toplum kuruluşu olarak değerlendirilir.
Adım adım çözüm
Bir kuruluşu sınıflandırmak için üç soru sorulabilir. Birincisi, üyeleri devletler mi yoksa dernekler ve bireyler mi? İkincisi, yetki alanı dünya çapında mı yoksa belirli bir bölge mi sınırlı mı? Üçüncüsü, amaç savunma ve güvenlik mi, teknik ve insani hizmet mi? Bu üç sorunun cevabı kuruluşun türünü belirler ve çalışma biçimini açıklar.
İleri örnek
Sömürge düzeninin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan yeni devletler çoğalmış ve her biri kendi adına konuşma ihtiyacı duymuştur. Bu durum kuruluş sayısını artırmış, barış ve güvenlikten ticarete, kültürden sağlığa kadar çok sayıda alanda örgütlenmeyi yaygınlaştırmıştır. Çeşitlilik arttıkça küresel sorunlara tek elden çözüm üretmek zorlaşmış ve kuruluşlar arasında doğal bir iş bölümü ortaya çıkmıştır.
Kavram karşılaştırma tablosu
Aşağıdaki tablo iki ana kuruluş türünü yan yana karşılaştırmaktadır.
| Karşılaştırma konusu | Hükümetler arası kuruluş | Sivil toplum kuruluşu |
|---|
| Kurucular | Devletler arası anlaşma | Gönüllüler ve dernekler |
| Kararı verenler | Devlet delegeleri | Yönetim kurulu ve uzmanlar |
| Üyelik | Devletler | Kuruluşlar ve bireyler |
| Çalışma alanı | Güvenlik ve ticaret | Sağlık, çevre ve yardım |
| Oylama | Delegeler adına kullanılır | Genelde kullanılmaz |
| Bağlayıcılık | Devletleri taahhüde bağlayabilir | Etki ve ikna üzerine işler |
Sık yapılan hatalar
Kuruluş kararlarının kendiliğinden uygulanacağını düşünmek yaygın bir hatadır. Birleşmiş Milletler ve benzeri yapılarda oy birliği, nitelikli çoğunluk ya da daimi üyelerin vetosu gibi usuller karar almayı zorlaştırabilir. Bir kararın bağlayıcı sayılması, o kararın denetlenip uygulanabileceği anlamına gelir; uygulama gücü ise üyelerin iş birliği isteğine bağlı kalabilir.
Özet
Kısa bir hatırlatma yapalım: teknik iş birliği ile doğan kuruluşlar, iki büyük savaşın ardından güvenlik ve insan haklarına doğru yayılmıştır. 1920'de Milletler Cemiyeti, 1945'te Birleşmiş Milletler ve 1948'de evrensel insan hakları bildirgesi bu yayılımın kırılma noktalarıdır. Kuruluşlar kapsam, amaç ve işlevine göre sınıflandırılır; üyelik türleri ile karar alma usulleri güç dengesini doğrudan etkiler.
Kendini dene
Şimdi sıra sende: Birleşmiş Milletler'i, bir bölgesel örgütü ve bir sivil toplum kuruluşunu bir tabloda karşılaştır. Her biri için üye türünü, karar alma usulünü ve en az bir çalışma alanını yaz. Ardından hangi kuruluşun hangi soruna daha uygun olduğunu gerekçeleriyle açıkla.